iltihap

Dün gece bu yörenin daha önce görmediği kadar şiddetli bir fırtına yaşadık. Ağaçlar devrildi, henüz çok genç olan yemişlerin dalları kırıldı. Elektrik ve telefon direkleri yıkıldı. Ağıl damları uçtu. Şehirde de seralar ve çatılar uçmuş. Bir dev rüzgârı ağzında evire çevire büyütüyor olanca gücüyle üfürüyordu. Rüzgâr esmiyordu da, vuruyordu. Olduğumuza, olacağımıza hınçla. Korkudan devin omuzunda […]

bu dölek senin olsun

Kıyıp da soğanlarına bakamamıştım, Morbaş’ın. Aslında toprak üstü gövdesi kuruduktan sonra bitkiye zarar vermeden çıkarmak mümkün, zaten yazı ve sonbaharı uykuda geçiriyor, ilkbahara doğru uyanmaya başlıyorlar. Ancak yetiştikleri yeri unutmamak, hatta işaretlemek kaydıyla. Bunu erteledim, bu arada da yeterince çoğalmalarını bekledim. Tanıştığımız günden bu yana 6 sene geçti böylece. Nüfusları her bahar katlanarak arttı. Bahçede […]

sabah işi

Ekinezya tohumları hala bitkinin başında. Ne ünlü rüzgarımız girdi bağrıma, ne ağaçları, kuru bitki saplarını salladı, ne tohumları saçtı. Zaman durmuş da tek hareket eden benmişim gibi geziniyorum bahçede. O vakit Ekinezya’nın sivri dikenimsi yaprakçıklarıyla koruma altına aldığı tohumlarını da atayım bohçaya. Bunun için kuru çiçek başlarını bir taşla ezmek yeterli. Bakmayın tohumun çok nazlı […]

bahçe Gül’se

Şu iki çiçeğin aynı cins olduklarını düşünmek ne zor. Yılın ilk çiçekleri dikenlerden olsun dedim. Ama öyle dikenler olsun ki bunlar, biri keskin, tehditkar, diğeri yumuşacık. “Dokunma batarım’ deyip batmayanlardan. Bilenmiş bıçaklara aldırmayıp çiçeğine konan yok mu dikenlerin? Kanatlarını yırtmak pahasına kelebekler konuyor mesela. O dikenlerin arasına örümceklerin ağ kurduğunu düşünürsek taliplilerin kapıda sıraya girdiğini […]

akçakesme’nin kuşları

Mantar ararken baştan sona meyveye kesmiş bir Akçakesme’yle (Phillyrea latifolia) karşılaşıyorum. Benim ağacı görmemle 2 kuşun kendine çekidüzen vermesi bir oluyor. Pırrrrrrr…. Pırrrrrr…. Sanki çalının bir kısmı uçmaya karar verdi. Pırrrrrlardan biri Kızılgerdan. Yakınlardaki bir Kermes meşesi’nin üzerine konup beni kesmeye başlıyor. Akçakesme hem dona hem kuraklığa dayanabilen çok yıllık bir çalı. Ama belli ki […]

dünya saati

Bir iki gün önce kuraklık bahsinde “dehşet verici bir adaptasyon yeteneğimiz var.” demiştim. Kirpi sormuğu üzerine eğilirken aklım başıma geldi. Milyonlarca yıl süren bir evrimle kendine bir yaşam süresi biçmiş; tek yıllık bir bitki Kirpi sormuğu (Nonea echioides). Tabi olduğu süreçler neyi gerektiriyorsa ona dönüşerek. Bugün hava nasıl?, çiçeklerimizi açmak için uygun mu?, yeterince yağmur […]

küçük adımlarla

5 senedir karşılaştığım bu otun kim olduğunu henüz yeni öğreniyorum. İşte bu kadar yavaş. Bahçede, gözümün önünde biten otların in mi cin mi olduğunu bulmakta acele etmiyorum. Bahçe sınırlarının dışında ise bunu öğrenmek aciliyet kazanıyor. Çünkü gelecek sene onu aynı yerde bulamayabilirim. Ağaçlar kesilmiş olur, yol açılmış/genişletilmiş olur, üzerine bir ev kondurulmuş, elektrik direkleri dikilmiş […]

tohum paketleri yola çıktı

Tamı tamına 422 paket tohumu, eşe, dosta, aşa dağıtmak üzere hazırladım. Dumanlıdağ’da yeni yeni filizlenmekte olan Akçabulut’a gidecek olanlarla birlikte binlerce, abartmış olmayayım ama onbinlerce tohum. Bir çimdiğe onlarcası sığabiliyor çünkü. Düşünsenize bir çimdik 30 ot, 15 çalı, 5 ağaca denk gelebiliyor. Doğu Akdeniz’in Çaltıbozkır bucağında yaşayan bitkiler kendine başka yuvalar buldu, bulacak. Yolculukları uzun […]

çiçeklerin omzu

Deli karanfil’in pembesi dur diye bağırınca, durdum. Ardıç ve Geven’lere ulaşmadan az önce. Toprak yerini taşa bırakmışken. Ve taş bildiği tüm çiçekleri açmışken. Üzerine konacağım mis kokulu Koca Pelemir’in de, sıra gelmiyor. Kelebekler, envai çeşit böcek. Başında sevdalı bir uğultu. Yol kenarlarını seviyormuş ya, uğultuyu bölen araba sesleri kaçırıyor beni, kelebeği, böceği. Nereden baksan bu […]

bu birlikte kendisidir düşen

Geçen seneden beri tohum keselerinin ve tohumlarının peşindeyim Sikke Otu’nun (Fibigia clypeata). Ya geç kaldım, ya erken gittim, tanışamadık bir türlü. Ama bugün öyle mi? Topboğazı’nda güneş batarken son ışıklar zarlarında parlıyordu. Hem son ışığa hem keselere bakakaldım. Boy fotoğrafı çekmemişim. Ama boyu 40 santime ulaşabilir. Tohum kesesi, fotoğrafta görüldüğünden daha sık, iki sıra halinde, […]