gül peşinde

Saatte 35km hızla rüzgâr esiyor. Küçük kuşlar sumak gibi ağaçların meyvelerini deremiyor böyle rüzgârlarda. Biri gül peşinde, kuytuda gül meyvesi bulmuş, onu tırtıklıyor; sarmaşık gül. Daha çok Kuşburnu (Rosa canina) meyveleri meşhur olmuşsa da aslında birçok gül meyvesi yenilebilir, marmelatı, reçeli, çayı yapılır farklı yörelerde. Kuşlar biliyor. Erhan Tuzlacı’nın verdiği bilgilere göre tüm yabani gül […]

kış hayali

Hava kar topluyor. Topladığını bizimle paylaşacak mı bilinmez ama hiç değilse soğudu. Hiç değilse mevsimin ilk donunu gördük. Kuşlar için evde ne varsa bahçeye saçtım. Hava kara dönmez de bu soğukta ısrar ederse, karınlarını doyurmaya yeter. Elim yüreğimde bekliyorum dağın karını, karın dağını. Bekleyişime Nedircikler’in yapıcısı İnan Mayıs Aru’nun çevirdiği bir şiir eşlik ediyor; Karlı […]

yumrudan tohuma

En sonunda bu kimliksiz yumrunun kim olduğunu hatırladım. Soğana benzemesi kafamı karıştırmıştı. Ama soğan gibi halkalı ve katmanlı bir yapıya sahip değil, benzer işi gören bir toprakaltı gövde yapısına sahip. Bu yapılara “corm” deniyor. Yumru diye çevirebiliriz. Asuman Baytop “kormuş” “gövde yumrusu” demiş. Yumrudan tohuma Keklik çiğdemi (Gynandriris sisyrinchium). Süsengiller ailesinden Keklik çiğdemi ve denildiğine […]

harap hurması

Bugün gökyüzü tam tekmil yere indi, boş bulunanı önüne katıp kuru dereler boyunca aktı. Yağmurun korkutucu şiddetine rağmen bu dağın toprağını bu dağda koyan, kesimden geriye kalan ağaçlar, çalılar, ölü ağaçların kabukları, dalları ve taşlardı. Sayelerinde toprak dişlerini geçirdi dağın sırtına, gaipten olmamayı denedi. Fotoğraflar dünün ışığını yansıtıyor. Harap hurması demiştim, işte cismi. Az şekerli, […]

içimizde ve dışımızda

Hodangiller ailesinde bitkileri tanıyabilmek için tohumların ve korallanın yapısıyla birlikte genel özelliklere; endamına, yapraklarına, gövdesine, yaşayışına bakmak önemli. Bazı türlerin tohumları karunkulalıdır (elayzom). Yani bitki, meyvesinin hayvanlar tarafından dağıtılmasını garantileyebilmek için tohuma hayvanların ilgisini çekebilecek ufak bir erzak bohçası iliştirmiştir. Yüzyıllardır bu dağıtma işini üstlenen hayvan/lar, cazibesine kapıldığı bohçayı midesine indirebilmek için tohumu yuvasına taşır. […]

sabah işi

Ekinezya tohumları hala bitkinin başında. Ne ünlü rüzgarımız girdi bağrıma, ne ağaçları, kuru bitki saplarını salladı, ne tohumları saçtı. Zaman durmuş da tek hareket eden benmişim gibi geziniyorum bahçede. O vakit Ekinezya’nın sivri dikenimsi yaprakçıklarıyla koruma altına aldığı tohumlarını da atayım bohçaya. Bunun için kuru çiçek başlarını bir taşla ezmek yeterli. Bakmayın tohumun çok nazlı […]

bir monoloğun mor benekli tanığı

– Aynı bohçadayız. Evrende bir bohça. Dünya bohçası. Rüzgarlar ve yağmurlar neler taşıyordur bize? İnsanın esintisini. Mikroplastik parçalı, sera gazlarıyla dolu. Bu yakınlarda nükleer santral açılırsa tanımadığın moleküller de dolaşacak çevrende. Bedeninin belki Çernobil’den, belki Fukuşima’dan sürüklenen rüzgarlarla tanıdığı ama hiç alışamadığı. Toprak ne veriyordur bize? Verebileceğinin en iyisini. Hoyratça deşilmesine, zehirlenmesine, gübrelenmesine, sürülmesine rağmen. […]

birlikte tarih yazacağız

Son 250-300 yıldır insanlık tarihi dediğimiz anlatı mecburen geriye kalan varlıkların da tarihi anlamına geliyor. Bu tarihin Türkiye’de geçen 100 yılını nesnelerle anlatmak; terlikle, televizyonla, ertesi gün hapıyla, play stationla, kredi kartıyla, kağnıyla… Mümkün mü? Bence hem mümkün hem de bu defa tanıklığımız, deneyimlerimiz, hafızamız, bilgi ve belgelerimiz dolduracak tarihin sayfalarını. Nesneler, daha doğrusu nesnelerin […]

bahçe Gül’se

Şu iki çiçeğin aynı cins olduklarını düşünmek ne zor. Yılın ilk çiçekleri dikenlerden olsun dedim. Ama öyle dikenler olsun ki bunlar, biri keskin, tehditkar, diğeri yumuşacık. “Dokunma batarım’ deyip batmayanlardan. Bilenmiş bıçaklara aldırmayıp çiçeğine konan yok mu dikenlerin? Kanatlarını yırtmak pahasına kelebekler konuyor mesela. O dikenlerin arasına örümceklerin ağ kurduğunu düşünürsek taliplilerin kapıda sıraya girdiğini […]

kertenkelenin öfkesi

Rüyamda kocaman bir Toros kertenkelesiyle arkadaşlık ettiğimi gördüm. Bir şeyden korumak için kucağımda taşıyorum onu ama çok ağır. Derisine dokunmanın verdiği his hâlâ ellerimde. Dokundukça benim derim de değişiyor, çatlayıp görkemli çıkıntılar ediniyor. Sürekli homurdandığı için taşımaktan hoşnut değilim öte yandan ama anlayamadığım bir sebeple git de demiyorum. Ne zaman göz göze gelsek kafes gibi […]