binbirgözlü dev

Binbirgözünü açmış hayatı seyreyleyen birine “Binbirgöz otu” denir elbet. Ne güzel isim vermişler. Tarla sarmaşıkları (Convolvulus sp.) cinsinden olan bitkiler yaprak ve kaliks şekillerine göre birbirinden ayrılıyor. Bingöz otu (Convolvulus scammonia), diğer özellikleri yanında ok biçiminde yaprakları ve dış çanak yapraklarının, iç çanak yapraklarından belirgin şekilde kısa olmasıyla tanınıyor, Türkiye’de geniş bir yayılışa sahip. Geleneksel […]

bahçe gezinmesi

Süsen misin, Kılıç Otu musun acaba? Galiba Süsen’sin. Geçen sene aldığım tohumlarını kurutmadan sakladığım için bir süre sonra küflendiklerini farkettim. Ne olur ne olmaz diye yine de toprağa saçmıştım. Her kimsen hoşgeldin. Bahçeyi, insan eliyle biçim verilmemiş gibi görünen bir düzensizlik içinde tasarlamaya çalışıyorum ama nafile. Kareler falan… İnsanım sonuçta ve ellerimle, yorumumla, bildiğimle, hayallerimle […]

tohumlar hazır

Dün öğleden sonra göndereceğim tohumları hazırlamaya başladım. Geri kalanını da tasnif edeyim, kontrol edeyim derken işin başından kalkabildiğimde gece yarısı olmuştu. Tohum almak zahmetli iş. Ve bunu “zahmet” olarak tanımlayabilmemin sebebi “kolayının” , “hazırının” olması. Paketlerde satılıyor, fidecilerde istemediğiniz kadar fide var. Bir kere olsun kolayı, hazırı gündemimize girince tohum almak anlamsız bir işe dönüşüyor. […]

çocuğun gördüğü

Gelin feneri’nin meyvelerini ezip güzelce yıkadım. Ne yağlı, ne acıymış tohumları. Tenim yandı. Serdim kuruması için. Bir çeşit Akyıldız türünü ayıkladım. Alüminyum tepsinin üzerinde o geometrik şekilleriyle suda yüzer gibi duruyorlardı. Yabani kereviz’in tohumlarına yakından baktım, siz de bakın. Kirve otuna gelince sıra aklıma “Geyikli gece” düştü. Düşer tabii, her bir tohum tek tek, tek […]

cümle hayvanat

Tohum toplamak keyifli iş, ayıklamak incelikli iş. 100’e yakın ve her birinin içinde yaklaşık 20 tane tohum olan keselerden, yani 2000 tohumdan bir avucu doldurmayan sağlam tohum çıktı diyordum ki, şimdi fotoğrafa bakınca delikli tohumlar gördüm. Demek bir elemeden daha geçilecek. Böyle böyle topluyorum yabanın tohumlarını. Yabanın tohumlarının kapısı açık. Zehirle kapılarını mühürleyen yok. Cümle […]

tohumların uyanışı

Bir tohumun patlamasını beklemek, her gün toprağı kolaçan etmek, neredesin diye sormak. Ektiğinle birlikte doğmaya karar vermiş olan yaban otlarından onu ayırdetmek, tanımak. Görünce de özlediğin bir arkadaşına sarılır gibi sarılmak. Bu karşılaşma anında o minicik yaprakların kımıldayıp belki bir milim daha büyüdüklerini hissediyorum. Sevildiğini, yolunun gözlendiğini bilmenin dikliğini ediniyorlar. Sırasıyla; Misk Adaçayı (Salvia sclarea), […]

gönen*

Gönen yağdı. Yağmur, Kızılçam ignelerinin ucunda bir su topu bırakıp, toprağı iliklerine kadar ıslatıp gitti. Akdeniz’de gündüzün berrak bir gök görmek zordur ama bugün Kıbrıs’a kadar gümüş bir deniz ufka serilmiş üzerine aldığı iki üç bulut parçasının altında göz yakıyor. Güneşi görmemizle birlikte Aralık sonuna kadar sürecek olan fideleme macerası da başladı. Geç olsun güç […]

kendiliğinden

Soğuk kompost yığını aynı zamanda bir “kendiliğinden” alanı. İçine dökülen meyve tohumları çimleniveriyor. Bize de taşımak kalıyor sadece. Bu güzeller kompost alanında baharda çimlenen elma ve zerdali fideleri. Zerdalinin etrafında bahçeye bir kere gelen ve bir bölümü tohuma bırakılan roka ailesinin 3. nesil çocukları göz kırpıyor. Elma fidesinin hemen arkasında da 3. nesil kadife çiçekleri. […]