manipülasyon

Sabah rotası. Seçilmeyen deniz. Teker teker devrilen çamlar ve gölgeleri. Gövdesinden sürgün fışkıran bir meşe. Şimdilik Mazı meşesi (Quercus infectoria) diyelim. Geniş tepeli olması uymuyor ama meşeler karışık bir cins. Türünü belirleyebilmek için yaprak ve meyve özelliklerine bakıyoruz. Meyvelerin olgunlaşma süreleri, ağacın anatomik yapısı da önemli. Bu meşe türüne uzak olduğum için hakkını vererek izleyemedim. Bilimsel tür adı infectoria, “enfeksiyonlu” anlamına geliyor. Mazılarına atfen verilen bir isim. Her ne kadar mazı oluşumları başka meşe türlerinde gözlemlense de bu türde birlikte anılmalarına sebep olacak kadar çok rastlanıyor mazılara. Örneğin kırmızı/kahverengi küçük bir nara benzeyen mazıları hem geleneksel (doğal boyama, mürekkep yapımı) hem de tıbbi kullanımlarıyla oldukça popüler.

Fotoğrafladığım oluşuma ise Medusa’nın başı mazısı adı verilmiş. Cynipidae ailesinden bir yaban arısının (Andricus caputmedusae) neden olduğu bir mazı türü. Yetişkin dişi yaban arısı bitkinin büyüme bölgelerinde bulunan doku üzerine yumurtalarını ve salgısını bırakır. Ağaç ise algıladığı yabancı etkiye -kimyasal/mekanik/viral olabilir, henüz tartışmalı olduğu bilgisi veriliyor-,bir savunma tepkisi geliştirerek emaneti, gal/mazı dediğimiz bu yapıların içine kapatır. Bir çeşit yara/nasır oluşumu. Yumurtayı büyütecek yapay bir rahim demek de mümkün. Dişi arının yumurtalarla birlikte bıraktığı salgı parazitik yaban arılarının konaklarını manipüle etmek için kullandığı sıvıyla aynı kaynaktan geliyor. Yani arı, ağacı manipüle ederek bir dizi olayı tetikliyor. Mazılar oluşmaya başlıyor larvaların yuvası ve yiyeceği oluyor. Dönüşüm geçirene kadar mazı dokularıyla besleniyor ve sonra kanatlanıp uçuyorlar, tabii eğer şanslılarsa. Başka yaban arıları da mazının içindeki larvaları parazitleştirmenin bir yolunu bulabilir veya aynı mazıda birbiriyle rekabet halindeki türler yaşayabilir. Bu süreç boyunca da bitkiyle iletişim içinde kalmaya devam ediyorlar. Eğer erken evrede yumurta, larva yok edilirse mazı oluşumu duruyor. Mazının odunsulaşması arının pupa evresine işaret ediyor. Bitkinin genomuna T-DNA göndererek müdahale edebilen Agrobacterium radiobacter bakterisinin oluşturduğu “kök/taç urları” adıyla bildiğimiz tümörlerin yanında çok masum kalıyorlar değil mi? En azından bitkinin genetiğini değiştirmiyorlar. Yabanda gen transferi yağmurun yağması kadar doğal bir olgu. İnsanın yapabildiğinden tek farkı kötücül finansörlerinin olmaması. Denemecilik baki lakin, yabanın güdüleyicileri de yöntemleri de bambaşka.

Neredeyse bütünlüğüne hiç zarar vermeden, ağaçta, kendinize yuva oluşturacak bir tepkime yaratabilmek ve bunun için tamamen bitki dokularını kullanmak ne güzel. Işığın etrafındaki pervaneye dönerek rastlantıyı takdir etme fırsatını hiç kaçırmadan. Bunun için illa minicik bir böcek mi olmak mı gerekli? Üstelik bu mazılar terkedildikten sonra da yaban hayatına besin ve yuva olmaya devam ediyor.

Not: Bu örneklerde fayda tek taraflıymış gibi görünse de bazı örneklerde durum tamamen karşılıklı faydaya dönebilir. Arı görseli şuradan: https://www.biolib.cz/en/taxonimage/id403619/?taxonid=65781&type=1&

Yukarıya kaydır