3 elma düştü avucuma

Eriolobus trilobatus (Geyik elması, At elması)

Genellikle bahçelerimizi sertifikalı fidanlarla dolduruyoruz. Çünkü bunlar satılıyor. Tohum zahmetli bir iş olduğundan, bir ağacın tohumdan yetişebileceği bilgisi yok olduğundan, hadi hadi meyveden. Fidecilerde yerel bir türe ulaşmak neredeyse imkansız. Mesela Sakız ağacı arıyorum. Daha çok ararım. Bu talebimi duyan fideciler hemen çıkarıyorlar meyve kataloglarını, seriyorlar önüme. “Size armut verelim. Çok güzel bir armudumuz var, sertifalı.” Sakız ağacı’nın (Pistacia lentiscus) olması gereken bir yerde yaşıyorum ama ben varım ağaç yok. İnsanların yüzyıllardır sergilediği bir pratiği, “kültüre alma” işini küçümsemiyorum. Tamam biraz küçümsüyorum. Aslında küçümsemiyorum da artık yaşama meşgalesinin örgütleyicisi farklı. Kâr. Bu küçümsenecek bir şey.

Sakız Ağacı’ndan, Tüplü mucize Moringa Ağacı’na geçiş başımı döndürüyor. Kuzey Hindistan’dan gelmiş bahçemize kurulmuş Moringa Ağacı. Ona da yer var, olmalı. Bitkiler gezer durur. Kökleri var diye yerlerinden kıpırdamadıkları düşünülür ama ne yanılgı. Yine de bir zamanlar Akdeniz’de boy göstermiş Sakız Ağacı’nın unutulmasına gönül razı değil. Moringa ağacı burayı sevecek mi, o ağaçla ilgili bilgiler, hikayeler da gelecek mi Hindistan’dan?

Bir ağaç sadece bir ağaç değildir. Yüzyıllarca bizimle aynı toprakları paylaşmış, meyvesini soframıza katmış, ekmeğimize azık olmuş, çayıyla ağrımızı dindirmiş, merhemiyle yaramızı kapatmış, yaz gününde gölgesine sığındığımız, gövdesi çatımıza bekçi olmuş canlardır onlar. Bir biz onları ekeriz, bir onlar bizi. Bizim ekmemize de gerek yok ya, kuşu var, domuzu var. Ama çekip atmasak kökünden, bu da ekmektir bir nevi. Onunla birlikte yaşamaktan mutlu olmaktır. Hanidir Geyik elması ekmiyor bizi. Yok oluyor çünkü.

Bir geleneğimiz göreneğimiz yakınması daha dinlediniz. Aynı kefeye koymayın ne olur. Geyik elmasının ektiği insanı düşünebiliyor musunuz? Belki düşünmüyorsunuz ama Starking elmanın ektiği insanı biliyorsunuz, bu yeterli.

Kavruk Akdeniz’in bir yamacında ne sulayanı, ne bakanı olmadan büyüyor, büyüyor, büyüyor Geyik elması. Yabanın tohumları diye tutturmam bundan. 3 elma düştü avucuma.

Tohum ekimi: Ekim- Kasım aylarında olgunlaşan sarı meyveler toplanır. Bir bıçak yardımıyla tohumları çıkarılır. Çıkarılan tohumlar 5-10 gün soğuk suda bekletilir ve hemencecik ekilir.

Eriolobus trilobatus var. sorgerae için “neslinin doğada tükenme riskinin ÇOK YÜKSEK olduğu kabul edilmektedir”* deniliyor. Meyvelerini aldığım türün hangi varyeteye ait olduğu bilmiyorum ancak genel olarak Geyik elması için tehdit altında olduğuna dair uyarılar var.

* http://www.tehditaltindabitkiler.org.tr/v2/index.php?sayfa=detay&id=MzgyNw==
Ağaç fotoğrafları için; https://www.turkiyebitkileri.com/en/photo-gallery/view-album/5346.html

%d blogcu bunu beğendi: