şükür bu pembeye

Bazısına göre bir bitki bir bitki değil. Bir hâl bir bitki. Yani bitkinin körpe halini tanıyan ama çiçeğini hiç görmeyen, bilmeyen de var. Bu yüzden bitkileri bebeklikten yaşlılığa kadar görmeyi seviyorum. Gerçekten her hâlleri ayrı, her hâlleri başka. Hele bazısı var bir hâlden öbür hâle nasıl geçtiğini anlamak güç oluyor. Tüm hâllerinin şahidi değilsen sadece bir evresinin görünüşüne bakıp tanıyamıyorsun onu. Yahu bunun çocukluğunu bilirim, elimde büyüdü anahtarı çalışmıyor. Beri yandan insan da böyle durguna, kokmaya değil, bir nehir gibi akmaya bırakılsa her hâli bir başka olurdu. İşte böyle bir bitki Duman Ağacı (Cotinus coggygria). Her yer onunla dolu ama gelin görün ki tüm tepe sürgünlerini geyikler yiyor. Bu yüzden pembe bulutlarını üzerine aldığında hiç fotoğraflayamadım onu. Elimdeki bu kötü fotoğraflar da başka bir yerde cep telefonu marifetiyle çekildi.

Akdeniz, Ege, Güneydoğu Anadolu’nun doğusu ve Karadeniz’de yetişen bir çalı Duman Ağacı veya Boyacı Sumağı. Bir zaman önce Sumak (Rhus sp.) cinsinden kabul edildiği için, Sumak’a Derici sumağı denirken, bizimkine Boyacı sumağı demişler. 1300 rakıma kadar yetişen, kurakta, çorakta biten, erozyon alanlarında ve orman niteliğini yitirmiş alanlarda ekimi önerilen bir çalı. Çalının kuraklık stresini inceleyen bir araştırmaya göre fideler kök morfolojilerini değiştirerek strese adapte olabilmek için hep yeni yollar bulmuşlar. Direk güneş ışığı alan bir bakıya Ekim ve Aralık arasında tohumdan ekebilirsiniz. O tülü pembelerin arasındaki kalbe benzer meyveler de tohumudur. Sonbaharda dolanarak avucunuza alabileceğiniz birer kalp.

Beni de şaşırttı çiçekleri. Bu çiçeklerin ona ait olduğuna ikna olabilmek için gidip gelip durdum yamacında. Sonunda inandım, sonunda şükür dedim. Şükür bu pembeye, düşe. sise, buluta.

%d blogcu bunu beğendi: