büyü
Cevaplar çoğu zaman merakı öldürenler şeylerdir. Bir bitkinin peşine düşmek başka, suretini bir programa gösterip tanımak başka. İkincisi bitkinin katlanıp bir çekmeceye konmasına ve unutulmasına sebebiyet verebilir, çünkü artık...
Cevaplar çoğu zaman merakı öldürenler şeylerdir. Bir bitkinin peşine düşmek başka, suretini bir programa gösterip tanımak başka. İkincisi bitkinin katlanıp bir çekmeceye konmasına ve unutulmasına sebebiyet verebilir, çünkü artık...
Tavşan memesi’nin (Ruscus acuelatus) bir yaprağın yüzünde bitmiş gibi görünen kırmızı meyveleri var ama öyle derli toplu değil. Dala öykünen bir yaprak bu. Çocukken aklımı en çok kurcalayan bitkilerden...
Şimdi maki bitki örtüsünde bir sürü ağaç ve çalı Akasma bulutlarıyla süslü. Bir tohum olup nereye düşeceğini düşünmeden kendini rüzgara bırakma zamanı. Rüzgar biliyor. Çiçek ve yaprakları;...
Zihin gördüğü her şeyi bir yere kaydediyor. Herhangi bir şey sizin için diğer kayıtlardan daha önemli olmaya başladığında tam o bölgede fazladan bir elektriklenme oluyor. Her bir kayıt bir...
Türkiye’nin her yerinde yetişiyor Ballık (Lamium garganicum). Çiçeklerinin bal özü emilebildiği için bu isim verilmiş olsa gerek. Bir arı kadar arıymışız hani. Ballıklar hayatımızdan çıktıkça arılığı unuttuk. Arılar da...
Hava hala çok soğuk. Geçen sene tam bugünlerde tanıştığım laleleri tekrar görebilmeyi umuyordum ama zor. Şu dağda dolanmak isteyene yasak yok ama lale uzakta. Soğuk iliklerime işlerken ona ulaşmayı...
‘Orada mısın’ yazısına konuk olan güzel mi güzel Alkanna’mız arada kalan bir popülasyonmuş meğerse. Türkiye Bitkileri (Flora) grubundan Hasan Yıldırım hocamızın verdiği bilgiye göre kayaları yuvası olarak seçen bazı...
“ya uzaktan gelincik yakından lale kim?” Manisa lalesi (Anemone coronaria) Birlikte yaşadığı, aynı coğrafyayı paylaştığı bitkileri tanımaya çalışan bir acemiyim. Bunu sık sık hatırlatmam gerekiyor ve yine sırası geldi....
Dün Dag laleleri’nin ülkesini ziyarete gittim. Ardıç köklerinde, taş aralarında, kaya oyuklarında binlerce Dag lalesi yere serilmişti. Pembesi, moru, mavisi, beyazı. Bulutlar güneşin yüzünü göstermesine pek izin vermiyordu, ışık...
Çukurova’da bir kadın husumet yüzünden öldürülen iki oğlunun ardından şöyle ağıt yakıyormuş; “Ben sizi otulan besledim, otulan büyüttüm”. Ot yoksulun yemeğidir, bedavasıdır. Orhan Veli’nin Bedava’sı kadar. Elmas teyze, teyze...
Her bahar bir ot yazısı yazmak gelenekten oldu. Bir mi, ikiyi üçü bulduk bence. Geçen sene “Ot toplayabilir miyiz?” diye sormuş, burada yetişen yenilebilir otları zamanla tek tek tanıtacağıma...
Kışın gelmeyen kış şimdi geldi. Bugün daha yüksek yerlere kar bile yağıyor olabilir. Henüz otlar ele gelmiyor. Ovaya ise bahar tüm rengiyle çöktü. Toprak, su, hava düşen cemrelerini ağzında...