keşirin sureti

Hem ben Yazı yaban’ı hem de Yazı yaban beni dönüştürüyor. Geçen seneye kadar yerel bostan bitkileriyle uğraşmayı düşünmüyordum. Gönüllüsü daha çok olduğundan, küçücük bostanıma küçücük çeşitte ve miktarda bitkiler ekebildiğimden. Gelin görün ki, istemesem de o kadar çok yerel tohum elime sıkıştırıldı ki, dağıtmamak, ekmemek sorumsuzluk olurdu. Bir de yerel çeşitler atlası var tabii. Oraya […]

doruğu armut

Her pazar yeri aynı zamanda bir keşif yeri. Özellikle tarım alanlarıyla iç içe geçmiş yerler için. Bu pazar bir kış armuduyla karşılaştım. Yetiştiği yer olan Gülnar’da ‘kış armudu’ deniyormuş ama pazara geldiği Silifke’de “Gülnar armudu” adıyla satılıyor. Gülnar’ın en eski armutlarındanmış. Yamru yumru, iri, sulu, leziz bir aromaya sahip. Leziz deyip geçiyorum ama tarif edemediğimden. […]

tırtırı kabak

Tırtırı kabakla tanışın. Dışı siyah içi beyaz, küçük çekirdekli, tadı Antakya’nın Sıyırma kabağı’nı, Antep ağzıyla Haylan Kabağı’nı anımsatan bir güzel. Her ne kadar bir süre önce bahsettiğim “Yerel Çeşitler Atlası” konusunda henüz bir gelişme olmasa da yerel çeşitlerin tohumlarını toplamaya devam ediyorum. Elbette dağıtmak, çoğaltmak üzere. Küçük çiftçilerin, küçük bahçelerinde yetiştirdiği pazara pek uğramayan bu […]

adanalı dururken

Bir Adana türküsünde dendiği gibi; “Ormanda çalı mıyım Çalının dalı mıyım Adanalı dururken Yabancı alır mıyım” Bu da Adana patlıcanı. Küçük mü küçük, mor mu mor. Ele avuca göre. Bildiğim iki insan türü var, kendi patlıcanı olmadan dolma yapmaya nazlanan, biri Antakyalı, biri Adanalı. Var mı başka böylesi bilmem ama eski zamanlarda coğrafya değişince sebzeler […]