O kadar içeriden dur

Bozkırlarda, yarı çöllerde, hatta çöllerde bile yetişen Sarı Ban otu'nun, bütün bu renklerin, kokuların, merhemlerimizin kaynağı, bitkilerin; Tozlaşmayı teşvik etme, Don toleransı, Besinlerin depolanması, Yapısal takviye, Yardımlaşma için sinyal verme, Çeşitli çevresel koşullara ve strese uyum sağlama, Güneşin zararlı ışınlarından korunma, Simbiyotik mikroorganizmalarla etkileşim,Haşere ve hastalıklara karşı savunma amacıyla ürettiği bileşikler. Ne güzel değil mi!… Yazının devamı O kadar içeriden dur

Bu kadar

Bu işte, bu kadar. Kaplayacağın yer. Artık taşla mı yaparsın, samanla mı, çamurla mı, hepsi olur. Hemen olur. Kuşlar gibi bir günde yaparsın yuvanı. Otları bilmiyormuşsun. Öğrenirsin, pek güzeller çünkü. Ekmeyi bilmiyormuşsun. Kökleri ve dalları da bilmiyorsun? Tohumlar karanlıkta kök salar. dallar güneşe doğru uzar. Sonra meyve yaparlar, sonra sen onları yersin. Fazlasını dalında bırakırsın… Yazının devamı Bu kadar

Kelime bulutları

İlk defa bir mekânda 4. seneye giriyoruz. Ama burası na-mekân sayılır. 4 sene önce bugün ilk gecemizi geçirdik, Gavur Hayatı’nda. Bu bir yıldönümü yazısı. Başımda dolanan kelime bulutlarının birazı yağmak istedi, hem yağanları derledim, hem yağmayanları yağdım. Üstelik bahar gelmiş, göbek deliğim sızlıyor. Bu sızının anlamı çok, anlamı pek. Aynı sızıyı çekenler bilir.  Dünyayla ilgili… Yazının devamı Kelime bulutları

Yabanda bir gün

Düşünsenize bir çiçeğe gömülmüşsünüz, nektarından, poleninden artık ne varsa hapur hupur götürüyorsunuz ve yahut o çiçeğe sevdalı bir başka böceği yiyeceğim diye bekleşiyorsunuz, olmadı, rüzgâr esiyormuş konaklayacak bir yere ihtiyacınız varmış kanatlarınızı dinlendirebilmek için veya güneş o kadar yakıyormuş ki çiçeğin iki yaprağını kendinize siper etmiş günün batmasını bekliyormuşsunuz. Böyle geçer yabanda bir gün.