çat

6 Ağustos 2020 Çok uzun bir süredir şehri sevmenin düşüncesizlikten beslendiğini düşünüyordum bu düşüncem katmerlendi. Bir daha düşün, hep düşün. Bayramda iki günü ailemle birlikte geçirmek için memlekete gittim. Bedeli ağır oldu. Belirtileri korona virüse de benzeyen bir enfeksiyonla uğraşıyorum. Şehirde her şey korona virüse benziyor. Tırnağını dünyanın etine geçirerek yaşamaya çalışanların kaçacak hiçbir yeri… Yazının devamı çat

Bitkileri öğrenmek

15 Şubat Cumartesi 2020'de Kültürhane'de gerçekleştirdiğimiz söyleşiyi iki bölüm halinde yaptık. 2. bölümün metni "Bahçenin Gerçeği" yazısında bulunuyor. Buraya ilk bölümün metnini ekliyorum. Video kayıtları da iki bölüm halinde izlenebilir; https://www.facebook.com/kulturhanemersin/videos/127269855275435/ https://www.facebook.com/kulturhanemersin/videos/488100521795222/ Merhaba. katılımınız için sizlere ve söyleyeceklerimi dinlenmeye değer bulup beni tekrar davet eden Kültürhane’ye ve Çitta’ya çok teşekkür ederim. Bu söyleşiye “bitkileri öğrenmek”… Yazının devamı Bitkileri öğrenmek

Arılar şehirde oturmuyor

Şehirlerden çıkana kadar hayatımda sadece üç arı türü vardı. Kağıt arısı, Eşek arısı ve Bal arısı. Eşek arısıyla köyde tanışmıştım, bu tanışmaya acı bir bağrış ve şiş bir baldır eşlik etti.  Bal arısının balını yiyordum bazen. Kağıt arısı da bir piknikte sokuvermişti beni. Sonra bir ara seracıların tozlaşmayı artırabilmek için "bombus" adı verilen arılar getirdiklerini… Yazının devamı Arılar şehirde oturmuyor

Gerçek bir insan

İnsanlık tarihinin en eski metinlerinden biri Gılgamış Destanı. 4000 yıldan eski olan ve henüz tümüyle açığa çıkmamış bu metinde Uruk kralı Gılgamış'ın dizginsiz gücünden rahatsız olan tanrılar onu dize getirecek bir kahraman yaratırlar "Enkidu". Enkidu şehir yaşamının dışında kalmış bir hayvansı olarak tasvir edilir. Gılgamış'ın Enkidu'yu getirmek için görevlendirdiği Şamhat'ın amacı bu hayvansı güdüleri evcilleştirmek… Yazının devamı Gerçek bir insan

Bir Kedinin Rüyası

Şehirde yaşarken, penceremiz dar bir sokak aralığına bakarken, karşımızda taştan bir bina yükselir ve yegâne manzaramızı oluştururken, bizim oturduğumuz bina da karşı binanın tek görebildiğiyken, bir kedimiz vardı; Kıymık. Pencereden sokağa bakışını izler, onun adına hayaller kurardık. Bir şehirde doğmuş, oradan başka bir şehire taşınmıştı. Asfalt yollar, binalar, ev eşyaları, üst üste yığılmış kitaplar, giysiler,… Yazının devamı Bir Kedinin Rüyası