Şükür bu pembeye

Bazısına göre bir bitki bir bitki değil. Bir hâl bir bitki. Yani bitkinin körpe halini tanıyan ama çiçeğini hiç görmeyen, bilmeyen de var. Bu yüzden bitkileri bebeklikten yaşlılığa kadar görmeyi seviyorum. Gerçekten her hâlleri ayrı, her hâlleri başka. Hele bazısı var bir hâlden öbür hâle nasıl geçtiğini anlamak güç oluyor. Tüm hâllerinin şahidi değilsen sadece… Yazının devamı Şükür bu pembeye

Günün ışığı

Yağmur yağmadı, attım kendimi dağa. Gönlün tutuşsun işte böyle. Bakarak Boyacı sumağı'nın körpe sürgünlerine. Yanıp kül ol, yeniden doğmayı ummadan. Küle dön ki daha da durabilesin karşısında. Işığın yaprağa her vuruşuna şaşır. Işık yapraktan çekilince de öyle. Şimdi Akdeniz'de sonra yetiştiği her yerde böyle uyanacak Boyacı sumağı (Cotinus coggygria). Dallarının ucunda alevlerle. Sevdiceğim budur dünya.

Baharat ne güzel bir sözcüktür

Rhus coraria (Derici sumağı, Sumak) "Güzel" çok kullandığım kelimelerden birine dönüştü. Ama "baharat" gerçekten güzel bir sözcük değil mi? Baharat, baharın çoğulu olsa gerek. "-at" Arapça'da çoğul eki. Yani baharat dediğimizde, baharlar demiş oluyoruz. Azığına ekleyecek baharların varsa daha ne istersin ey şaşkın? İşte en güzel baharlardan biri de Sumak'tır. Çocukluğumdan hatırladığım, Antakya'nın zerzavatına girdiği.… Yazının devamı Baharat ne güzel bir sözcüktür