bilmiyorum

7 Mayıs 2020

Evvel sene yaptığımız tohum toplarından biten Çoban Gülü (Anthyllis vulneraria), tam ortasına aldığı bir meyve fidanına serinlik veriyor. Tohumdan kolaycacık bitiyor Çoban Gülü. İlk sene başında 4-5 çiçek olurken ikinci seneden itibaren gümrah öbekler oluşturmaya başlıyor. Baklagil bir bitki. Tohumunu bulunca serpe serpe geziyorum. Ne su, ne gübre, ne iyi toprak derdi var. Taşeli’nin nemi yetiyor ona şimdilik. 6 alttürü bulunan bitki, Türkiye’de geniş bir yayılışa sahip.

Önce bu güzeli İkiz Üçgül sanmıştım. Sadece çiçekleri benziyor o da biraz. Üçgüller’in alameti farikası, cins adı Trifolium, 3 yapraklı anlamına geliyor oysa ki. Bu kadarını görebiliyordum. Çok uzak bir zamandan da bahsetmiyorum. Epi topu 6 sene önce. Şimdi görmeyi, neye bakacağımı birazcık daha öğrendim gibi.

Yazı Yaban öncelikle aynı coğrafyayı paylaştığımız, aynı havayı soluduğumuz, aynı suyu içtiğimiz, aynı gökyüzüne baktığımız bitkilerle hemhal olmak amacıyla yazıyor. Bir bitki bilimci değil. Dolayısıyla bitkilerle ilgili sorularınızın cevapları bende yok. Birlikte görmüş olsaydık belki bir fikrim olabilirdi, o da belki. Koklasaydım, dokunsaydım, her yanına bakabilseydim. Onları tanımanın kestirme bir yolu yok, cevaplar kestirme yollardır çoğu kez.

11 Mayıs 2020

Sosyal medyada bir takipçi (takipçi mi denir?) bilmediğim bitkileri de paylaşmamı istedi. İlk önce saçma göründü, ama sonra dedim ki, anlattıklarım sadece bitkinin kim olduğunu bilmekle ilgili değil ki, neden olmasın?

Huzurlarınızda Canavar otu. Türünü bilebilmek için korollasını ölçmem gerekiyormuş. Ölçmediğim için tekrar karşılaşmayı bekliyorum. Biliyorum ki mutlaka karşılaşacağız. Çünkü binlerce tohum yapıyor. Ve tohumlar toprak altında 15 yıla kadar canlı kalabiliyor. Parazitik bir bitki. Toprak altında özlemle konakçısını bekliyor. Genellikle Papatyagiller, Baklagiller, Maydanozgiller ve Kabakgiller ailelerini tercih ediyor. Örneğin domatese mi sevdalı; domates tohumunu patlatınca toprağa belli kimyasallar salmaya başlıyor, tadı, kokuyu alan Canavar otu tohumu başlıyor çimlenmeye. Sonra tutamaçlarını dayıyor domatesin köküne, artık allah ne verdiyse. Toprağın yüzüne çıkıp da bu güzel çiçeklerini gösterene kadar karanlıkta karpuz gibi yatıyor. (30-100 gün arası) Günler geçiyor, hayatlar bitiyor, hayatlar başlıyor. Tabii bu arada olan olmuş oluyor.

Sonra deniyor ki “amanın tarlayı Canavar otu” basmış. ‘Gördüğünüz yerde vurun kellesini’ Çünkü musallat olduğu bitkinin verimini düşürüyor, çiçek yapmaz, meyve vermez hale getiriyor. Dönümlerce tarlaya domates ektiyseniz yandınız. Kabahat Canavar Otu’nda değil tabii ki, işgalci düşüncelerde, eylemlerde. Canavar otu yüzünden terkedilen tarlalar bile varmış. Hele bir de Zıpır Otu diye bildiğimiz bir türü var (Orobanche crenata) Baklaya aman vermiyor. Güney İtalya’nın Apulia bölgesinde insanlar da, başlamışlar Zıpır Otu’nu yemeye. Denildiğine göre önce fakirlerin sofrasını süslerken şimdi popüler bir yemek olmuş. Zahmetli br pişirme yöntemi var, adı Sporchia.

Fırsat buldukça neden bu kadar güzel çiçeklere ve renklere sahip olduğuna bakıyorum. İnsan faaliyetlerini baltalaması bitkiye başka türlü bakmayı engellemiş hep. Nereye baksam ‘zararlı’ olduğu söyleniyor. Bitkinin tarihini bulabilsem keşke. Kaç milyon yıldır süren bir ilişki bu ve diyecek başka birşey yok mu? Deney yapmadan da olduğunu söyler, çeker giderim. Bilmek bilmediğini bilmektir, her şeyi bilmek değil.