gerçek hayat

Crocus türlerine ve genel olarak geofit1 bitkilere tutkusuyla bilinen Turhan Baytop’un, Brian Frederick Mathew ile birlikte 1973’te Mersin’den kaydettiği endemik bir çiğdem türü; hitit çiğdemi (Crocus hittiticus), diğer bir deyişle İçel endemiği. Çiğdemler yılın belirli dönemleri dışında zamanlarının çoğunu yeraltında geçiren bitkilerdir. Yeraltına çekildiklerinde önceki senenin kormunu* kullanarak yeni köklerini, yaprak ve çiçek sürgünlerini oluşturur ve zamanı geldiğinde, yeryüzüne iterler. Yani aslında yeraltındayken çiçek açtıklarını düşünebiliriz. Büyüyüp serpilmenin çiğdemcesini öğrendiğimizde, ancak ilkbahar/sonbahar yağmurları ile şenlenen Akdeniz havzasına nasıl ayak uydurduklarını anlamak kolaylaşır.

Hitit çiğdeminin ocak-şubat arasında açtığı belirtilse de bu bölgede aralık başından itibaren görülebiliyor. Yüzünü göstermek için yüksek rakımlarda (750-1400) soğukları bekleyen bitkilerden. Hemen her şeyin uyuduğu daha doğrusu uyur gibi yaptığı bir vakitte açıyor gözlerini. Bu sene geç açtı, çünkü kış gelmedi. Gece soğuklarını saymazsak gündüzün daha yeni üşüyorum.

Taç yaprakların dışı genellikle şeritli olmasına rağmen bana denk gelen örnekler daha nadir görülen krem rengi üzerine noktalı olanlardı. Diğer çiğdemlerden siyah anterleri (ercik başı) ve ancak bitkiyi tümüyle çıkarınca görülebilen örgülü korm tuniği ile ayırt edilir. Yetişme alanının güneye bakan kalkerli kayalıklar olduğu düşünülürse yumrularını çıkarmaya çalışmak bitkiyi öldürmek anlamına gelecektir. Kayayı kırmadan o kökü görmek zor. Karıştırılabileceği tek türün ise anterleri sarı, çiçekleri daha büyüktür (Crocus reticulatus subsp reticulatus). O hâlde gerek yok yumruyu görmeye, yuvasında açsın çiçeklerini.

*

Geçenlerde, içinde bulunduğum hayata çok imrendiğini söylüyordu biri. Hemen arkasından ekliyordu; “her ne kadar bu gerçek hayat olmasa da”. Suyunda boğuluyorum, ateşinde yanıyorum ben de, nasıl gerçek olmaz demedim. Bu artık bir durum tespiti bile değil nazarımda. Yaşayabildiğim tek yerin gerçek sayılamayacak bir yer olduğunu kanıksadım çünkü. Bu yüzden buradayım hatta. İşin güzeli burada herkese yer var, çünkü gerçek değil.

Yeni yılı bahçede karşılayamayacağım, gerçek hayata ineceğim. Şimdiden dileğimi söyleyeyim; bir yaban büyüsün içimizde. Hiç olmadı, bir kuytuda unutmuş olalım da orada kendiliğinden çimlenip boy versin tohumu, çiçek yapsın, meyve tutsun. Sonra koparıp yiyelim o yabanın meyvelerini, bulabileceğimiz en doğal, en etkili gerçek ilacı budur.

İneceğim de aklım hâlâ çıkmayan Kanlıca mantarlarında. Aslında Nigâr Abla’nın keçileri haber ediyor bize mantarın çıktığını. Artık dayanamadım bugün, bekle bekle haber yok. Yola çıkana kadar her şey gerçek gibiydi, sonra mantarın peşine düşüp bir düşe daldık yine. Doğrudur, bu denizin oyduğu kayaların, kayaların bittiği yerde başlayan yönetilemez çalıların, otların, ağaçların, kaybolarak bulduğumuz epi topu bir mantarın, en sonunda çizgilerini gördüğüm hitit çiğdeminin gerçeklerle hiçbir akrabalığı yok. Ama havalar tavında giderse mantar geliyor belli.

* Korm: Soğanımsı yumrulara verilen ad

1 * Dönüşüme uğramış gövdeleri soğan, yumru, korm veya rizom şeklinde toprak altında bulunan, yılın belli zamanlarında toprak üstünde görülebilen bitkilerdir.

Sinonimi: Crocus reticulatus subsp. hittiticus

Yukarıya kaydır
%d blogcu bunu beğendi: