Peyniraltı suyu ve Nükleer enerji

Bir hafta önce kendini Nükleer enerjinin ne menem bir şey olduğunu anlamaya ve anlatmaya adamış, bu konuyu, işi, gücü, uğraşı edinmiş Pınar Demircan'ın, Kültürhane'de sunumunu yaptıktan sonra, yolu bizim yabana düştü. Akkuyu'yla Kültürhane arasındayız. Bir yanımızdaki ibre kötülüğün ifradını gösterirken, bir yanımız umuda işaret ediyor. Tanıştık, halleştik. Pınar, çok eksikliğini çektiğim "Nükleer enerji" ile ilgili… Yazının devamı Peyniraltı suyu ve Nükleer enerji

Tohumların uyanışı

Bir tohumun patlamasını beklemek, her gün toprağı kolaçan etmek, neredesin diye sormak. Ektiğinle birlikte doğmaya karar vermiş olan yaban otlarından onu ayırdetmek, tanımak. Görünce de özlediğin bir arkadaşına sarılır gibi sarılmak. Bu karşılaşma anında o minicik yaprakların kımıldayıp belki bir milim daha büyüdüklerini hissediyorum. Sevildiğini, yolunun gözlendiğini bilmenin dikliğini ediniyorlar. Sırasıyla; Misk Adaçayı (Salvia sclarea),… Yazının devamı Tohumların uyanışı

Hayalin sesi

- Nerede büyüyorsun? - Büyük büyük analarımın köklerini saldığı derenin içinde. Dere hayalinin serinliğinde. Burada yaşayan köylülerin, hayvanların, toprağın suyu, Aksıfat'ın %70'i bu borularla 50 kilometre yol katedip Erdemli'ye gidiyor. Kalan %30 köylere dağıtılıyor. En azından eline gıdım su geçen köylünün ezberi bu. Görülmeyen derenin sesi geliyor. Bir hayalin sesinde yürüyorum ben de.

Kendine ait bir bahçe

Myrtus communis (Mersin, Murt, Hambeles) Virginia Woolf ve ondan seneler sonra "Balıkçı Kadının Kızı" makalesiyle Ursula K. Le Guin, kendine ait bir odayı, yazmak isteyen kadınların bir ihtiyacı olarak kurguladı, ve yazdı. Ancak Le Guin'in tuttuğu yol Woolf’unkinden farklıdır. Çocuklu kadın sanatçıların da eşlik ettiği bu metinde içeriden çok dışarısı vardır. Metne misafir olan kadınlara,… Yazının devamı Kendine ait bir bahçe