küsküt’ün çiçeği

Bir Çokgözlü kelebeği Küsküt çiçeğinden nektarını alıyor. Küsküt parazitik bir bitkidir. Karakına'ya sarılmıştı. Henüz çiçeklerini açmamış Karakına, o zamana kadar Küsküt'le karın doyuracak kelebek. Az ilerisinde de Pelemir var. Onu da keşfetmiş olmalı. Nasıl keşfetmesin, Pelemir öyle bir kokar ki, bizzat kanattır, uçar. Bu Küsküt, turuncu, ince, ip gibi dallarıyla örter ilişki kurduğu bitkileri. "Zararlı"… Yazının devamı küsküt’ün çiçeği

tastamam bir orman

Rezene'yi (Foeniculum vulgare) çiğ olarak tüketemiyorum. Ama toplayıp ince sererek kurutunca baharat olarak kullanmayı seviyorum. Bugün bu niyetle ziyaretine gidince yine karşılaştık, Kırlangıç Kuyruk kelebeği tırtıllarıyla. Toplarken dikkatli olmak ve tırtılların güvende olmasını zorlaştıracak açıklıklar yaratmamak gerek. Her gövdeden üç-beş yaprak yeterli. Kırlangıç kuyruğun yuva edindiği bitkilerden biri; Rezene. Yumurtalarını bırakıyor, bitkiye. Kelebeklerin yumurtlamak için… Yazının devamı tastamam bir orman

Günün hayvanı

Büyüklüğü, desenleri ve arka kanatlarının ucundaki belirgin kuyruk çıkıntısı sebebiyle tanınması çok kolay olan Çift Kuyruklu Paşalar gezinmeye başladı (Charaxes jasius). Kelebeklerin yaşam döngüleri, yayılışları ile ilgili bilgi alabildiğimiz adamerkelebek.org sitesinde, yumurtalarını bıraktığı bitkiler arasında sayılanlardan Türkiye'de doğal yayılışı olan Kocayemiş (Arbutus unedo) ve Portakal (Citrus sinensis), bir de Cehri (Rhamnus sp.) bulunuyor. Doğu Akdeniz'de… Yazının devamı Günün hayvanı

Hoşgeldin Benekli Bakır

Bu dağda kuzu kulağı, labada, ekşi kulak, ekşi ekmek diye bildiğimiz Rumex türlerini seven sadece ben miyim diyordum, çünkü Ege'deki gibi rağbet edilmiyor onlara. En azından bir tür "Rumex crispus" yerleşiklerimizden oysa. Derken Benekli Bakır'la tanıştım (Lycaena phlaeas). Kelebeklere geldiğimden beri bakıyorum ama bu sene nüfus ve çeşitleri o kadar arttı ki. Burayı ziyaret edenler… Yazının devamı Hoşgeldin Benekli Bakır

Kelebek ipini görüyor

Kelebeklere kaptırıyorum kendimi. Bir kelebek, başka bir kelebek daha. Hepsinin hayatı hakkında aynı ipin altını çiziyorum, kara kalemle bastırarak. Hayatlarımızın bitkilere bağlı olduğunu anlatabilmek artık çok zor, bu yüzden onlara karşı kayıtsız kalabiliyoruz. Soframıza aracılar, ambalajlar, yollar katederek gelen meyve sanki meyve değil de meyvenin hologramı, soluduğumuz hava medeniyetimizin marifeti. Bitkilere olan bağımlılığımız kalın bir… Yazının devamı Kelebek ipini görüyor

Otları biçmedim

Esmerboncuk (Lasiommata maera). Orman açıklıkları, taşlık, kayalık alanlar ve çayırlar yaşama alanları. Kimi Avrupa ülkelerinde yoğun ağaçlandırma yüzünden türün tehdit altında olduğu bilgisi geçilmiş. Durup düşünmek lazım değil mi? İnsanın bozduğu habitatlarda -şehirler gibi- canlı toplulukları oluşabilse de bozduğumuzu yeniden yapmaya kalkınca henüz çok kötü bir taklitçi olduğumuzu görmeliyiz. Aklımızın yetmediği, çoğu zaman yetmeye de… Yazının devamı Otları biçmedim

Karakına ve kelebeği

Karakına otu (Plumbago europaea) Türkiye'nin hemen yer yerinde görebileceğimiz Kardikenigiller'den, yaklaşık 1 metre kadar büyüyebilen çok dallı, dal tepeleri mor, kırmızı çiçeklere sahip bir bitki. “Kurşun otu, kuduzotu, dişotu, sıtmaotu, döven otu, sergil” adlarıyla da biliniyor. Deniz seviyesinden 1900 rakıma kadar görülebilir. Plumbago cinsinin Türkiye'de doğal yayılışı olan tek üyesi olduğu için onu tanımak kolaydır.… Yazının devamı Karakına ve kelebeği

Şşşşışt

Akşam vakitlerinde, gölgesi kocaman ve kanatları ağaç kabuğuna benzeyen bir kelebeğin, güneşin vurduğu bir taşa konduğu, derin bir soluk aldığı ve durduğu, ve dinlediği söylenir. Rivayet odur ki, bu saatlerde, aç bir heves, bal bulmuşa benzer bir istekle, suspus, varlığından emin olmak istediği bir sesi beklermiş. Günün en tatlı vakitleriymiş bunlar. Akşam güneşi batmak üzere,… Yazının devamı Şşşşışt

Susun, nefes alamıyorum

İnsan dünyası dışından uzanan bir ipe dolanınca tohumlarla başlayıp bitkilere, -yoksa bitkilerle başlayıp tohumlara mı?,- sonra o bitkilerin üzerine konan kelebeğe arıya, böceğe derken... Önce bitkiyi sonra onu seveni görüyorsunuz veya birine bakarken diğerini farkediyorsunuz. En azından bende böyle oldu, olan. Sonra anlıyorsunuz ki hiçbir şeyin tek başına bir anlamı yok, hatta tek başına yok.… Yazının devamı Susun, nefes alamıyorum