pembe patlıcana övgü

Bahçede güneş bol. Eğer binalarla örtülmediyse şehirde de evin güneş alan bir cephesi bulunur. Pembe patlıcan güneşte pişer öyle girer tavaya, tencereye. Sabahtan küp küp doğranır, bir tepsiye serilir, üzerine vuran güneş ışıkları çekilir çekilmez içeriye alınır ve yemeğin malzemeleri hazır edilmeye başlanır. Epi topu bir gün gördüğü güneş patlıcanın tadını nasıl bu kadar değiştirebilir… Yazının devamı pembe patlıcana övgü

hayal kurabilmek

Badem (Amygdalus communis) Akdeniz'e yerleşip karışık bir gen havuzu oluşturmuş ağaçlardan biri. Varyeteler, alt varyeteler gırla. Ağaçlar; dikenli, dikensiz olması, boğum aralarının mesafesi, meyvenin iriliği ve tadına göre farklı varyetelere ayrılıyor. Yerel toplulukların çözümü ise çok daha basit ve anlaşılır. Taşla kırılan sert kabuklu bademlere 'Taş bademi', dişle kırılabilenlere 'diş bademi', elle kırılabilenlere de 'el… Yazının devamı hayal kurabilmek

rahatsızlık anıtı

Burada, belli bir rakıma kadar rahatsız edilmiş, bozulmuş, bölünmüş yeryüzü boylarını Sığır kuyrukları, Deli Sarı ot, Sümenit, Kılıç kekiği, Kara kekik, Kara yonca kaplıyor. Bir yandan başka kimse var mıydı acaba diye düşünüyorum. Varlığını unutmuş olmayayım. Aklıma gelirse onu da anmalı. Bu boylara yol diyoruz. İtiş kakışta, didişmede çıkan her bitkinin ayrı bir yeri var.… Yazının devamı rahatsızlık anıtı

doğrarken aşk, yerken meşk

Mor havuç çocukluğumun beni şaşkına düşüren sebzesi. Annem mor havuçlu pilavı çok sever. Evde ne zaman pişse bütün pirinç tanelerini kendi rengine boyamasını hayranlıkla izlerdim. Antakya, Adana, Mersin hattından ayrılınca geri kalan coğrafyanın mor havuçtan habersiz olduğunu görmek ne üzmüştü. Artık öyle değil neyse ki. Bugün hem tohumunu aldım hem de başrolü mor havucun üstlendiği… Yazının devamı doğrarken aşk, yerken meşk

yara bandı

Bir Turunç fidesinin dibinde buyur etti bahçeye Sinirli ot (Plantago major). Fidenin ne olduğunu biliyorum ama davetsiz misafiri bilmiyorum ya, iki yaprak baş gösterdi mi, alıyor beni bir merak. Sonra bir bakıyorsun yaşadığın dağda rastlamadığın ama tohumunu bulup eksem dediğin bir ota dönüşüyor o ilk yapraklar. Turunç olmadı ama Sinirli ot büyüdü, önce çiçeğe, sonra… Yazının devamı yara bandı

suç mahali içinde ak noktalar aramak

“İzin vermeyelim kimsenin içimizdeki doğayı bizden ayırmasına. Tek bir çiçek erciğini bile yitirmeyelim, vazgeçmeyelim su tutan bir çakıldan bile.” * Sağlıklı gıdaya nasıl ulaşabilirim, sorusu doğru bir soru mu? Çünkü belki de iyi niyetli parçaların birleşip sağlıklı bir bütünü oluşturamayabildiği başlıklardan biri de, sağlıklı gıda. Bir bütün oluşturmak zorunda mıyız peki? Öyle görünüyor. Yediğimiz, içtiğimiz… Yazının devamı suç mahali içinde ak noktalar aramak

bir su borusunun anıları

-Domuzlarla birlikte- İçme suyu için verdiğimiz mücadele anlatmakla bitmez. Üstelik hâlâ bir takım dilekçeler, telefonlar, görüşmelerle su hakkımız için mücadele etmeye devam ediyoruz. Tam 6 sene oldu. Önce buraya yakın bir kaynaktan şişelerle su taşıdık. Sonra 1 tonluk depoyu arabanın arkasına yükleyip çeşitli zihni sinir projeleriyle getirdik suyumuzu. Neredeyse doksan derece eğimli bir yolda tıngır… Yazının devamı bir su borusunun anıları

yolumu değiştiren

Dağın taş olup aktığı, canına kök salmış Kızılçamları iştahla büyüttüğü. Bazı terkedilmiş yurtların sanki ezelden beri ıssız göründüğü. Üstelik hayyyy, deş deş taşlarda yankılanıyorken hâlâ. Yüksek ağaçların tepesine tüneyen kuşların sesleri değil çığlıkları. Kurumuş otları çıtırdatarak, kuş seslerini bölerek, uzaklaşan kaplumbağa. Güneş batana kadar ötecek olan Ağustos böceği, neredeyse nefes almadan. Yamaçlarında cumhuriyet ilan etmiş… Yazının devamı yolumu değiştiren

tırtırı kabak

Tırtırı kabakla tanışın. Dışı siyah içi beyaz, küçük çekirdekli, tadı Antakya'nın Sıyırma kabağı'nı anımsatan bir güzel. Her ne kadar bir süre önce bahsettiğim "Yerel Çeşitler Atlası" konusunda henüz bir gelişme olmasa da yerel çeşitlerin tohumlarını toplamaya devam ediyorum. Elbette dağıtmak, çoğaltmak üzere. Küçük çiftçilerin, küçük bahçelerinde yetiştirdiği pazara pek uğramayan bu güzellikler yaşamaya çiçek açmaya,… Yazının devamı tırtırı kabak

çiçeklerin omzu

Deli karanfil'in pembesi dur diye bağırınca, durdum. Ardıç ve Geven'lere ulaşmadan az önce. Toprak yerini taşa bırakmışken. Ve taş bildiği tüm çiçekleri açmışken. Üzerine konacağım mis kokulu Koca Pelemir'in de, sıra gelmiyor. Kelebekler, envai çeşit böcek. Başında sevdalı bir uğultu. Yol kenarlarını seviyormuş ya, uğultuyu bölen araba sesleri kaçırıyor beni, kelebeği, böceği. Nereden baksan bu… Yazının devamı çiçeklerin omzu