gönlümdeki zeytin

Yine şehirdeydim. Bu defa Antep’te. Haylan kabağının bir su kabağı türü olduğuna emin oldum. Tohumundan ekmiş ancak çok özlediğim için hiçbir meyveyi tohuma bırakamamış hepsini yemiştim. Antep’teki bir fidancıda boy boy asılmış ve boyanmış haylan kabakları arzı endam ediyordu. İnternette bir avucu 55 liraya satılan tohumlar, fidancının cömertliğiyle sıyrılıp elime verildi.

Dönerken aklımda sadece kabaklar, zeytinler, çiçekler olsa. Ama yine şehrin saldığı düşüncelerin ağırlığı var. Çiçekli bir sözcük, saniyesinde, atomlarına ayrılıp havaya karışıyor şehirde. Gücünü, rengini, kokusunu yitiriyor. İhtimam edilmiyor çiçeğe, Tarsuslular’ın deyimiyle fıngılıfıs oluyor. Yine de inatla taşıdım Halhalı zeytinini aklımda. Çoğunlukla Hatay’da, biraz da Mardin’in Derik ilçesinde, eser miktarda Maraş ve Antep’te yetiştirilen bir zeytin türü Halhalı. Çok şey anlatmak isterdim hakkında. Ama aklıma düşen izlerinin hiçbir yerde kaydı yok. Ne çoktan şehre göçmüş annemde, ne artık hafızası bulanıklaşan nenemde, ne de bakabildiğim herhangi bir kaynakta anlatılıyor hikayesi.

Türkiye’de yediğim, yemelere doyamadığım, bulamazsam ayrılık acısını çektiğim bir zeytin türüdür Halhalı. İri çekirdekli, ince kabuklu, yağ oranı çok yüksek türlerimizden biridir. Yeşildir suyu. Zeytinyağı Ege’deki gibi sarı olmaz buralarda. Acımsı tadı biraz geniz yakar. Çerez gibi kase kase yenir sonra. Hikmeti nasıl tatlandırıldığındadır biraz da. Kıvama gelen yeşil zeytinler toplanır bir leğende bol odun külüyle karıştırılır, üzerine sıcak su eklenir, arada karıştırılarak 1 gün bu suda bekletilir. Sonra yıkanıp tuzlu suya basılır.

Son zamanlarda Hatay’da yerini Gemlik zeytinlerine bırakıyor Halhalı. Bırakmasın. Teyzemin hazırladığı Halhalı zeytinlerini bahçeye ekmek için gün sayıyorum ben. Bir yerde kayıtsızlık bir yerde heves.