pırpır

Kantaronlar Akdeniz’i çok seviyor. Ama bu kantaron türü; Pırpır otu (Hypericum triquetrifolium) tüm kıyı kesiminde yetişiyor. Azıcık da iç bölgelere burnunu sokmuş. Anterlerde ve gövdede siyah bezeler taşıyor. Yapraklarda da var ama düzensiz ve seyrek. Küçük dar yapraklı ve odunsu olmayan ama çok sert ve sık dallara sahip bir bitki. Bir süre önce tanıttığım Mut kantaronu ve Ermenek fesleğeni’ni ziyarete gelen Ömer Çeçen hocamızın verdiği bilgiye göre Karaman’da incirler hemen ağaçların altında Pırpır otu’nun dalları üzerinde kurutulurmuş. Kuruyan dallar ve gövde kıpkırmızı oluyor ve tıpkı Çemen gibi kokuyor. Bu koku incirlere de sirayet ediyor olmalı. Çocukken nenem topladığı sebzeleri, meyveleri, altını üstünü incir yapraklarıyla kapattığı bir hasır sepete doldurarak getirirdi köyden. Evimize çıkan upuzun yolun başında nenemi hasır sepetiyle görünce burnuma incirin kokusu, ağzıma tadı gelmeye başlardı. Nenem de, nenemin yaşayışı, bildikleri de, incir ağaçları da masal. Dün iki genç kızla konuşurken ağzımı açınca çıkabilenlerin onlar için ne kadar sıkıcı ve büyüsüz olduğunu fark ettim, hep ediyorum gerçi. Arada genel geçer ifadelerle destek veriyorlardı -“Doğanın değerini kaybedince anlayacağız” gibi- Bir kıpırtı, gözlerinde anlatılanlarla bağ kurabildiklerine dair bir pırıltı olmasa da aferinin nereden geleceğini biliyorlar. 3. sınıf bir distopya filminin figüranları olmaktan çok az kişi şikayet edecek gibi görünürken aferini kapma isteğine tutunamayıp kayıyorum.

Tanımadığımız bir şeyin ölümünün yasını tutamaz, değerini anlayamayız. Üstelik yok olan sadece ormanı ve içindeki canlıları ilgilendirmiyor. Orman vasfı taşısın taşımasın her bitki topluluğu dünyanın iliğinde akan kan. Kilometrelerce uzakta pencerenizi açtığınızda içeri giren rüzgar, tepenize düşen veya düşemeyen yağmur tanesi , çiy, toplanıp gelmiş kar, ışından kılıçlarını salmak için boşluk arayan güneş, işinde gücünde kuş hepsi kılık değiştiriyor öldürüldüklerinde. Elinizde bir bidon suyla gönlünü almaya çalıştığınız ağaç en yakın ormandan haber getiren rüzgarı yokluyor; hiç bu kadar yalnız kalmamıştı. Dirilik kayboluyor, dirilik. Çok zenginmişsiniz de ele güne muhtaç hale düşmüşsünüz gibi.

Pırpır otu’nun getirip bıraktığı yere bak. Kaldık mı burada. Bir yangın yerinde kapana kısılmasak kanatlanıp uçaçaktık.

Not: Tıpkı tıbbi kullanımı olan diğer kantaron türleri gibi çiçekleri zeytinyağında bekletilerek kullanılabiliyor. Halk hekimliğinde yanık ve gastrointestinal hastalıkların tedavisinde kullanılıyor (Türkiye’de Bitkilerle Tedavi. İstanbul Üniversitesi Yayınları, Baytop 1999).

%d blogcu bunu beğendi: