yeryüzü kuşları
Kuşun teleği gibi değil mi? Yeryüzü kuşlarıyız da ondan. Bahar sarmaşığı, akasma (Clematis cirrhosa) tohumu....
Kuşun teleği gibi değil mi? Yeryüzü kuşlarıyız da ondan. Bahar sarmaşığı, akasma (Clematis cirrhosa) tohumu....
Kayalara doğru bir yol. Böyle her aralığı merak ediyorum, başı görünen ama sonu görünmeyen her yolu. Bir imkân gibi görünüyor. Gidip gelmelerin yollar üzerine kurulması da böyle başlamış olsa...
Bir tohumun patlamasını beklemek, her gün toprağı kolaçan etmek, neredesin diye sormak. Ektiğinle birlikte doğmaya karar vermiş olan yaban otlarından onu ayırt etmek, tanımak. Görünce de özlediğin bir arkadaşına...
Bir arkadaşım öğretti bana ışığa bakmayı. Onun, ışığı ve onunla birlikte gölgeyi görüşüne hayran kalmak hemencecik belletti bana görmem gerekeni. Hiç sevmem büyük saatleri. Buluşmanın başka bir yolu olan...
Kara beneğin (Artedia squamata) karası hiç boş kalmadı, üzerinde hep bir böcek. Kışkışlayamadım da. Sonunda görebildim bembeyazın ortasında bir leke. Kara leke diyorum ona. Karaları, lekeleri arındırmak için suçtan....
Bugün hava kapalı. Az önce dolu atıştırdı. Sonra hava açılır gibi oldu. Yağmur bulutları altında bekleşiyor dünya. Tekrar yağacak belli. Madem dışarı çıkamayacağız sobayı yakıyoruz. Sabahleyin gözümüzü orman işçileriyle...
Yağmur yağmadı, attım kendimi dağa. Gönlün tutuşsun işte böyle. Bakarak boyacı sumağının körpe sürgünlerine. Yanıp kül ol, yeniden doğmayı ummadan. Küle dön ki daha da durabilesin karşısında. Işığın yaprağa...
İki adaçayı arasındaki tomurcuk farkı. Birincisi tıbbi adaçayı (Salvia officinalis) diğeri şalba (Salvia tomentosa). İkinci tür burada doğal olarak yetişiyor. Kozasında kelebek gibi duruyorlar....
İnsan kalabalıkları hikâyeleri kovuyor ama onları kovuldukları yere kadar izlemek mümkün. Rüzgâr kuşların şarkılarını alıp götürüyor kulaklarımdan. Şehirdeki çocuklara bırakıyordur, takip edecekleri bir iz gibi....
Tohumların güneş almasını engelleyen otları yoldum bugün. Mecburen ot deyip geçtim. Saksıları, torbaları kaydırır uğraşırken şu yaprakta durdum. Bıraktım işimi de akrep burçağının taze yapraklarına yürüyen suyun aldığı yolu...
Nasılsın? Her çiçeğin dalından kurtulmaya çalışan bir kelebek gibi uçmaya hazır. Yerinde gözüm kaldı. Sedirlerin arasında, dokunulmaz bir uçurumun yamacında bitmişsin. Yediğin, içtiğin kadar dünya. Hemen yakınında büyüyen ardıcın...
– Nerede büyüyorsun?– Büyük büyük analarımın köklerini saldığı derenin içinde. Dere hayalinin serinliğinde. Burada yaşayan köylülerin, hayvanların, toprağın suyu, Aksıfat. %70’i bu borularla 50 kilometre yol katedip Erdemli’ye gidiyor....