ölü tüy, yaşayan dal

Kuraklık çanını aldım bile elime; tın, tan, tong. Oysa bugün ıraz gevenini anlatmak istiyordum. Yürüyüp bahçemize gelmesini. Ölü tüyü değil, yaşayan dalı. Ne zaman ıraz gevenini anlatacak olsam araya bir dert giriyor. Geçen defa da nükleer santrali anlatmıştım. Çünkü ıraz geveni endemik. Cenneti cehenneme çevirme çabalarıyla yakından ilgilenmek zorunda endemik bitkiler.

Sabah yine suyumuz kesikti. Mart ayında 1, Nisan ayında 2 kere olmak üzere 3 kere domuzlar içme suyu borumuzun açık yerlerini parçaladı. Boruyu kontrol etmeye çıkıyoruz. Bir yırtıcı, belki suya gelen kuşlardan birini yakalayıp başını yemiş, gerisini bırakmış. Ağaçların gövdelerindeki likenlerin tümü kurumuş. Yere yakın örümcek ağları kızılçamın sapsarı tozlarını taşıyor.

23 Mart’tan beri bir damla yağmur düşmeyince domuzlar meclisi toplandı ve boru patlatma girişimleri için yazı beklememeye karar verdiler. Kana kana içmek istedikleri su, çamurda oynaşmak istedikleri su bu dağda yok. Kayaların arasına yaptığımız peyzajdan damlayıp akarak hemen aşağıda göllenen su yetmemiş açlıklarını bastırmaya.

Domuz bir kahraman. Koca dişleri, güçlü çenesi olmasa kim o sert plastik boruyu koparıp atacaktı? Sait Faik’in Sinağrit Baba’sı gibi değil. Kahramanlık yapmaktan bıkmıyor. Dağın hayrına çalışıyor; sigortasız, maaşsız. Kuşun, yılanın, kirpinin, arının, gelinciğin, sansarın, tilkinin, oklu kirpinin, tavşanın, kaplumbağanın hayrına. İşte artık hangileri suyun kokusunu almış da can havliyle gelmiş ise onun hayrına. Hangisi bu bahar çiftleşme telaşıyla yolun karşısına geçerken asfaltta ezilmemeyi becerebilmişse onun hayrına. Hangisi kümesten yumurta, tavuk çalarken bir tüfekten çıkan kurşuna yakalanmayacak kadar hızlıysa onun hayrına.

Rüzgâr sıcak esiyor. Bahçeye dönüp kekik topluyorum biraz. Kendim için değil, eşe dosta vermek için. Ben artık bu dünyadan hiçbir şey beklemiyorum. Umudun beslenmesinden bahsetmiştim değil mi? İki ucu keskin bir bıçağın üzerinde yürürken mi? Evet. Bazen. Bazen, bir anlığına, iki anlığına, rastgele. Cennete bakarken umut, cehennemi görürken ağıt. Burası neresi ki?

Yukarıya kaydır
%d blogcu bunu beğendi: