işim gücüm

Bitkilerle ilgilenmeseydim, onları tanımak için kendimi eğitmeseydim, ot deyip geçecektim. Hatta göremeyecektim bile. Şu dağı baştan sona “ot ve taş işte” diye kat edenler neler kaçırdığını bilse keşke. Burası ara sıra adını andığım Top boğazı mevkisi. Boğazın bir yolla bölünmüş olması sınır etkisiyle bitki çeşitliliğini teşvik ediyor. Aynı zamanda bir geçiş bölgesi, yola devam ederseniz, toprağın azalıp taşın hakimiyetini ilan ettiği Ardıç ve gevenlerin yaşadığı boyuta geçiyorsunuz. Elbette başka birçok bitki yaşıyor, bunlar şıp diye görünenler.

Yol boyunca devam eden, kışın eğer bolca yağmur yağarsa akan kuru derenin varlığı da var tabi. Her ne kadar henüz aktığına hiç rastlayamasam da dere tabanı bitki köklerine bir derenin hayalini sunuyor. Belki de özlemini. Kuru dere yüzyıllarca akmış ve bitkiler hafızalarını analarından devralmış olmalı. Yoksa neden hepsi yan yana bu koyuğa dizilsin? Boruların içindeki Aksıfat suyunun şırıltısına kanıyorlar belki de.

Aşık olduğumda kalbim nasıl atıyorsa öyle atıyor buraya geldiğimde. Dağ yüz verse mitili atacağım ama yoldan bile şikayetçi gibi bakıyor. Bana niye el versin? Bilse şu yamaçtan akmaya razı olduğumu.

İlk defa Mayıs ayında ziyaret ediyorum bu bölgeyi, hep yaza denk gelmişti. Karamuk çiçeklerini görmek için kendime söz vermiştim. İşim de gücüm de bu. Karamuk mu sofra mı belli değil. Bana mısın demiyor bunca böceğe. Başında hayat uğulduyor.

Top boğazı mevki/Silifke