Yazı Yaban

2015 yılında bulunduğum yerden alelacele taşınmak zorunda kalınca ektiğim tohumları şaşırtma imkanı bulamamış, hepsinden biraz biraz yanıma almıştım. Taşınma telaşı bitip neredeyse unuttuğum fideleri hatırlayınca, o vakitler bulabildiğimiz en iyi konut alternatifi olan küçük bahçeli evimizin bahçesine koştum bir nefeste. Bir elimdeki fidelere bir toprağa bakıyor, eksem çok geç kaldım, ekmesem kendimi kötü hissedeceğim diye söylenip duruyordum. Yeni komşum bahçe duvarının arkasından başını uzatarak “Hoşgeldin, ek gitsin, büyüklerimiz, ekici ol bilici olma” derler, diye seslendi.

Ben bu sözü arıyordum! “Ekici ol bilici olma” Oysa bizim doğayla kurduğumuz tüm ilişki biçimimiz bilici olmak üzerine kurulu. “Tohum verimi” diye bir kavram var mesela veya “çimlenme yüzdesi” Tohuma, çeliğe türlü tevir kimyasal maddeyle müdahale ediyoruz ki işimizi garantiye alalım. Bekleyecek zamanımız, şaşıracak halimiz olmadığından belki. Ama şaşırmak, beklemek ne güzel.

Bahçeli bir evden evli bir bahçeye taşınınca, daha çok şaşırmak daha çok beklemek için 8 yıldır yaptığım tohum biriktirme, ekme uğraşımı, bu konuda bildiklerimi ve bilmediklerimi başkalarıyla da paylaşmak istediğim bir yerde buldum kendimi. Bu site onun için var.

Tohumlarla birlikte, ağaçlar, çalılar, hayvanlar, mantarlar da misafir olacak bazen bu sayfaya. Genellikle geçmiş rastlaşmaların birilerinin işine yarayabileceğini düşündüğüm notları veya belki yeni karalamalar.

Paylaştığım her bilgi kırıntısı amatörlüğe sığınan bir hevesin izleridir. Yanlış, eksik olabilir ama heves bâki. Bu bir bilirkişi olarak değerlendirilmemek arzusudur. Öğrenciyim ve öyle kalmayı diliyorum.