yanılgı da çiçek açarmış

Yemlik, Teke sakalı (Tragopogon, Scorzonera) dairesinde kaldığımız müddetçe işimiz kolay. Ya Kıskı (Crepis), Şahin otu (Hieracium), Eşek gevreği (Sonchus), Acışiro (Picris), Karahindiba (Taraxacum), Billur düğme (Helminthotheca), Dağ marulu (Hypochaeris), Şebrek (Lapsana), Aslan dişi (Leontodon), Tırnak otu (Pilosella), Hoş kıskı (Tolpis), Acı yemlik (Urospermum), Marul (Lactuca) cinsleri de katılırsa bilmeceye? Artı, eksi genel görünümleri o kadar benziyor ki. Neyse ki birbirlerinden ayırabilmek için birçok anahtara sahibiz.

Yakınlarda yanıldığım için bir Şahin otu (Hieracium) örneğiyle konuyu aydınlatayım. Önceki seneden takip ettiğim bir bitkinin peşine düşmüş dolanıyordum. Baharın, yazın, bir niyetle yürümeye başlamak bin niyetle eve dönmek demek; çiçeklenmiş olarak. Fotoğraftaki bitkiyi görür görmez çok gösterişli ve yünlü bir Teke sakalı türüyle karşılaştığımı düşündüm. Benim gibi bir aceminin ilk izlenimi, çiçek, gövde ve havasının (bu nasıl anti-bilimsel bir tanımsa, hava???) daha önce tanıştığım Teke Sakalı türleriyle benzer olduğuydu. Bir çeşit her gördüğün ak saçlıyı ninen sanma durumu veya bir bitkiyi tanıdığını sanma heyecanının insana bilmediklerini unutturabilmesi. Oysa bilmediklerim derya, ben deryada güççücük bir kuzuyum.

Of dedim, bu ne güzel bir Teke Sakalı. Akı ak, göğü göğ. Ormanı kesilmiş bayırın toprağı akmasın diye yamacın kenarında bitmişler. Büyülenişim, güzelliği, kendine yaşamak için seçtiği yer yanında bitkinin yenilebilir olma ihtimalininin verdiği huşudan. Baksanıza yaprakları kocaman. İki toprak üstü gövdeyle bir tayın çıkar. Tohumunu alıp ektin mi, vitamin, mineral, enerji, neye ihtiyacın varsa tabağında, üstelik bedava. Öyle ya, Teke Sakalı’ndan bahsediyoruz, kimi ülkelerde bostan bitkileri arasında çoktan yerini almış. Tamam hiç romantik bir canlandırma olmadı bu, ama gözlerimde dolar ellerimi ovuşturmuyorum ya, yalnızca ekmeğimi taştan çıkarmayı umursuyorum. Yaprakla çiçeğin yanına para koyduğum için utanıyorum, o ayrı. Metreyi yanıma almayı unutmuşum.

Oysa işler bu kadar basit değil. Öncelikle bu bir Teke sakalı veya Yemlik değil; Şahin otu (Hieracium). Flora grubundan Riyat Gül’ün verdiği bilgilerle tayın hayalim ufukta kayboluyor;
1) Scorzonera ve Tragopogonlarda yaprak damarları paraleldir, diğerlerinde teleksi,
2) Scorzonera’da papus teleksi (plumose), Hieraciumlarda değil.

Benim güzel yanılgım çok kısa sürdü. Teke Sakalı’nın genel özelliklerini hiç çalışmamış mıyım acaba? Öyle havası, suyu benzer demekle olmaz ki. Üstelik her ne kadar bazı türleri halk hekimliğinde kullanılsa da Şahin otları, insan ve hayvanlar için zehirli bileşikler içerebilen, dikkatli yaklaşılması gereken otlardan. Neyse ki her bitkinin insan için olmadığını bilecek kadar soyundum kibirimden.

Henüz papuslarını (tohumun/akenin ucundaki tüy demeti) görmedim ama yapraklarının paralel damarlı değil teleksi olduğu fotoğraflardan da görülebiliyor. Burada da bitmiyor, kendimi hem Teke Sakalı’ndan hem de Yemlik’ten çok daha geniş bir daire içinde buluyorum. Şahin otu, Türkiye’de şimdilik 117 türle temsil ediliyor. Türlerin yayılış haritalarını tek tek inceleyince hemen hepsinin Doğu Karadeniz’de yetiştiğini görmek hem sevindirici -hangisi olduğunu bulmak daha kolay olabilir- hem de ilginç bir hal alıyor. Doğu Akdeniz’e epi topu 9 tür düşmüş. Ama ikisi dışında diğerleri endemik. Tam tersi olması düşünülür ama endemik türler hakkında bilgiye ulaşmak çok daha zor ne yazık ki. Artık ansiklopedi olarak kullandığımız arama motorlarında bir fotoğrafla bile temsil edilmiyorlar. Tür hakkında yapılmış bir araştırmaya ulaşmak ise hazine bulmakla eşdeğer. Hatta cins hakkında bile aklımdaki sorulara cevap bulmak iğneyle kuyu kazmaya benzedi. Hani internetin varsa her şey bir tık uzaklıktaydı. Demek ki “her şey” başka birilerinin her şeyi.

Yayılış haritasında Doğu Akdeniz’de bulunmamasına rağmen yakın coğrafyadan örneklerini görmüş olmamdan yola çıkarak listeye Hieracium pannosum’u da ekliyorum, 10 tür oluyor. Hal pek sorulu. Niye hemen hepsi Doğu Karadeniz’e yığılmış ki acaba? Bu Şahin otlarına daha yakından bakmak için gönlümü çelmeye yetiyor.

Şahin otları, Papatyagiller ailesine ait olmakla birlikte birçoğu görece daha fazla tanınan Hindiba (Cichorium), Kara hindiba (Taraxacum), Marul (Lactuca), Eşek gevreği (Sonchus) cinsleriyle aynı kabileden; Cichorieae kabilesi. En azından cinslerin benzerliğinin bilimsel açıklaması bu veya benzerlikler yüzünden aynı kabileye dahil edilmişler demek daha doğru olur. Yoksa onlar ne bilsin sınıflandırmadan anlayamadığımızı. İngilizce’den çevirisi “Hindiba kabilesi” oluyor. Eğer kabul ederlerse kabilemi buldum! Söylemesi bile güzel;
– Kimlerdensin?
– Hindiba kabilesinden, sen de gelsene.

Eşeysiz üremeyle çoğaldıkları için (apomiksi) çok fazla melezleşme eğiliminde olan teşhisi zor bir cins olduğu bilgisi veriliyor. Bu özellikleri aynı zamanda neden dar bir alanda yayılış gösterdiklerinin de açıklaması olmalı. Bir ana bitkinin soyunu devam ettiriyorlar. Yüzyıllardır dünyanın kimi köşelerinde yaşamış/yaşayan, karşı kıyıya göz dikmemiş yabanıl kabileler gibi.

Sonuçta ince ince çalışmam gereken bir bitkiyle karşı karşıya olduğumu anlıyorum. Eğer yanılmıyorsam, başvuru kitabımıza göre bitkimiz Grup A’ya giriyor. Yani bitkinin yaprak orta damarından yaprak kenarına kadar olan genişliğinden uzun olmayan tüyler taşıyan ve çiçeklenme döneminde taban yaprakları net olarak görülebilen Şahin otu türlerinden biri olmalı. Şimdilik başlangıç noktam elimdeki 10 bitkilik listeyle Grup A’da bulunan bitkileri karşılaştırmak. Güççücük derya kuzusunun aklına bakılırsa şu haliyle bitki birçok tanıma uyuyormuş gibi duruyor. Görebileceğim bir kuru materyal, fotoğraf örneği, inceleme olmadan karar vermem mümkün olamayacak. Yine de iyi ki tanıştık Şahin otu; yanılgı da çiçek açarmış.

Şahin otlarının genel özellikleri şöyle özetlenebilir; çok yıllık, genellikle ± tüylü bitkiler. Kalın yer altı kök sistemlerine sahiptir. Gövde tek, bazen az sayıda, her gövdede çok sayıda çiçek başı (capitula) bulunur, taban yaprakları görülebiliyorsa bir eksen etrafında halka şeklinde dizilidir (rosette), çiçeklenme döneminde ise gövde yapraklarının birçoğu solmuş olabilir, yaprak kenarları tümden derin dişliye kadar biçimler alabilir, taban yaprakları genellikle belirgin şekilde saplıdır. Tüy örtüsü basit, yıldızsı, teleksi kıllarla kaplı olabilir. Kapitulumdaki bütün çiçekler aynı eşeyde ve çiçekler dilsidir (ligulate). Çiçeği saran yaprakçıklar (brakte topluluğu/involukrum) ± çan şeklinde, fillariler çoklu seriler halinde, birbirlerinin kenarlarını kiremit gibi örten yapıdadır (imbricate). Çiçek tablası düz, çukurlu, çukur kenarları ± dişli, bazen uzun saçaklı ve pulsuzdur (paleae). Çiçekler sarıdır. Akenler aynı eşeyde, silindirik, tepesi kesik, 10 damarlı, damarlar yivli, bir halkaya doğru belirsiz bir şekilde birleşmiş, papus (aken/tohum tüyleri) iki seriden oluşmuş, eşitsiz, dik, pürüzlüden, dikencikliye kadar biçimler alabilir, serbest görünümdedir ve kirli beyazdan soluk kahverengiye kadar renklere sahip olabilir. *

Doğu Akdeniz’de yetişen Şahin otları (Hieracium sp.); **

Hieracium altinozlui – endemik
Hieracium autranii – endemik
Hieracium barbeyi – endemik
Hieracium bornmuelleri – endemik
Hieracium laevigatum – endemik
Hieracium lasiochaetum – endemik
Hieracium leucothecum – endemik
Hieracium pannosum
Hieracium sabaudum
Hieracium strigulosum – endemik

Kaynaklar;

* (P.H. Davis “Flora of Turkey“, 5. cilt, s. 696-697) Çeviri bana ait, muhtemelen eksik ve hatalıdır, orjinaline bakınız.
* https://bizimbitkiler.org.tr/yeni/demos/technical/
https://en.wikipedia.org/wiki/Hieracium
– Daha güncel bir tanı anahtarı için bakınız;
http://www.efloras.org/florataxon.aspx?flora_id=1&taxon_id=115448
– Sorularıma cevap ararken Norveç’te yaşayan Şahin otları üzerine yapılmış bir sayfayla karşılaştım; https://www.facebook.com/HieraciumNL. Benzer bir çalışma Doğu Karadeniz için yapılsa keşke.