kayıp hezaren

26 Temmuz 2020 – Bugün bir hocamızla fotoğraftaki Hezaren türünü görmeye gideceğiz. Geçen sene 16 Temmuz’da karşılaşıp fotoğraflamıştım. 10 gün geçmiş, toprak üstü kurumuş veya kurumaya yüz tutmuş olabilir. Yine de görebilmeyi umuyorum.

Bitkinin bulunduğu yer çok güzel. Hani bir bitki olsam orada yaşamak isterdim. Deniz etkisiyle yontulmuş kireçtaşı kayalarının duldasında. Çevresi ise çeşitli huy ve yaşayışa sahip komşularıyla çevrili. Kılıç kekikleri, Gevenler, Bozotlar, Sığır kuyrukları, Kızılçamlar, Ardıçlar, Sandal, Menengiç ve elbette Sumak. Eşek baldıranı, soğanlar ve sümbüller. Civan perçemleri, Adaçayları, Topuz dikenleri. Daha neler, ohoooo.

Bu vakitler yoldan güneşin yalazından kaçmaya çalışıp bir gölgeye sığınan kelebekler havalanırken, bakırı çalındığı için artık kullanılmayan telefon direklerinin kablolarına Kırlangıçlar dizilmiş oluyor. Sırası geçmiş, artık sararmış otlara eşlik eden Ağustos böceği sesleri gökkubbeyi doldurup boşaltıyor. Bu binbir ağızlı koroyu sessizlikmiş gibi dinlemem garip. Sanki sesi bir dalgaya binmeden duyuyorum. Daha a bile demeden.

Yolun aşağısına bir dere hayaleti bağdaş kurup oturmuş. Kuru dere, kış deresi diye bildiğimiz, kışın aşırı yağışlarda ve taşkınlarda dere olup çağlayan, yazın susan hayalet.

Hezaren, yuvanın güzelliği vurmuş yüzüne. Umarım oralardasındır.

27 Temmuz 2020 – Hezaren’i bulamadık. Belki keçi yedi, belki biri koparıp morunu evime götüreyim dedi. Belki havayı sevmedi ve hiç yüzünü göstermedi. Düne kadar bitkilerin konumlarını belirlemek için hafızama güvendim. Çünkü bu sadece bitkiyi değil çevresini de görmek demek. Komşuları kim, nerede ne var, kerteriz alabileceğim bir kaya, bir taş, bir direk, bir ev, bir ağaç var mı? Böyle kaydediyorum bitkileri aklıma. Bir telefon uygulamasına güvenince bitki boşlukta yüzüyor. Sadece o var. Ki sadece o yok. Ama app imparatorluğunda bu hiç güvenilir bir yöntem değil. Üstelik bilimsel de değil. Acaba hem hafızamı hem uygulamayı kullanabilir miyim? Uygulamayı kullanmanın rehavetiyle Hezaren’in komşularının, sırtını yasladığı kayanın yerini sayılar mı alır? İzin veririr miyim Hezaren’in gördüğünü unutmaya? Dün saydığım kendiliğinden biten komşularının yanında geçen sene taraçalandırılarak badem ekilen kocaman bir tepeyi görüyor Hezaren. Uzaktan zeytin sandığım bademler. Belki yolun tozundan yaprakları gri-yeşile döndüğünden.

Bu tepeyi tarif edince Hezaren’in bulunduğu bölgeye “Çevt ini” denildiğini öğreniyoruz. Bir zamanlar çevtler deri tabaklamada kullanılmak üzere biriktirilir ve buradan dağıtılırmış. Belki de o kadar çok meşe ağacı vardı ki, bu yüzden Çevt ini. Buranın asırlık meşelerinin tapulu kesimlere kurban edildiği biliniyor. İnsan yapıları kayaların, ağaçların, bitkilerin ve onlara dayanan eski faaliyetlerin görünürlüğünü, ortadan kaldırıyor. Kayıt üzerine kayıt. Eski isimlerin yerine yeni isimler. Numaralı sokak ve bina adları. Bir hikayesi olmayan ve olmayacak olan.

Bu arada Çevit’le karıştırmamak gerek. Çevit diye yine bitkilerden elde edilen bir çeşit mavi boyaya (çivit) veya çam kabuğuna deniyor. Ağaca ayrı, kabuğuna ayrı, meyvesine, dalına, sakızına, köküne, yaprağına ayrı isim. Bu kadar ki bitkilerle yoğrulmuş, yaşayan.

Çevt: Palamut kabuğu