filika

Dün Mersin Meteoroloji Müdürlüğü’nün tahminlerine göre hızı saatte 100 km olan, bize göre 40 km’ye ulaşan rüzgarla birlikte oturduk evin içinde. Bir arkadaşım bize defne sabunu gönderebilir misin diye soracak olmuş bir ay önce. Mesajını yeni gördüm. Rüzgar da gördü. Zamanında görseydim şu anda defne sabununu o güzel kafalarına, yüzlerine, ellerine sürüyor olurlardı. 1 ay içinde sabunun anlamı değişti. Şimdi ne zaman gönderebileceğimi bilmiyorum. Bu konuda bir tahmin bile yapamıyorum.

Bir de diyecekmiş ki ‘Kültürhane’de yaptığın sunumdan sonra ben de bitki fotoğrafları çekmeye başladım. Bana heyecanını bulaştırdın.’ İşte bunun anlamı benim için çok büyük… İçimi filikaya çevirdi. Şimdi vakitli vakitsiz atlayıp açılıyorum. Her ne kadar yazmayı konuşmaktan daha çok sevsem de duyduğum heyecanın azıcığını bulaştırabilmek için kalkıştığım bir işti o.

Neyse ki devrilen ağaç olmadı. Şimdi hız 30 km’lerde seyrediyor. Rüzgar hiç durmadan vuuuvlamaya devam ediyor. Bahçe birbirine girerken filikaya konan yusufçuğun kanatlarına vurmuş güneşi izliyorum. Üzerimizden leylekler geçiyor.