Dost’uma

Bu Dost. “Has Kaside” gibi “Has Kedi”. Bir yaban gülü değil belki ama gönlümün yabanı. Bu dağda doğdu, şehir görmedi, Dost. Daha direngen, daha başına buyruk ama bir o kadar da teslimiyet içinde sevdi bizi. Biz de onu. Bazen gidip gelmezdi. Gidip gelmeyen her kedi için ne düşünüyorsak onu düşünürdük. Acaba neler görüyorlardır, ne kadar uzaklaşıyorlardır, onları rahatsız etmeyecek bir kamera olsa gördüklerini görmek isterdik, o boydan, o renkten, o kokudan, o heyecandan.

Yine gitti, uzun etti arayı. Artık başına bir haller geldiğini düşünürken ama yasını tutmaya da hazır değilken seslendi. Yüzümüzde güller açtı. Dost seslensin dağlarımız eğilir. Sonra bacağının halini farkettik. İki kemik kırılmış, ayağını bir et parçası tutuyor, yara kokuşmaya başlamış. Belli ki eski bir yara, en az 15 günlük mazisi var. Bir yere pusup temizlemiş, tek bir sinek konmasına izin vermemiş ama enfeksiyonu durduramamış. Ayak kesilecek dediler. Kesildi. Hasta olduğumda böğrüme yatıp teskin etti Dost beni, şimdi sıra bende. Sarmaş dolaş iyileşmesini, o kusursuz dengesini , bir kusurla da olsa yeniden kurmasını bekliyoruz. Dosttur yarayı açan da iyileştiren de.

Güncelleme: Dost artık yok. Bu defa gelmedi. Yeri hala dopdolu, uzanıp seviyorum o güzel başını.