yolda bitene ağıt

İki şey oldu bugün. Birincisi tohumunu almak istediğim endemik Has kaside (Scutellaria salviifolia) yol açmak bahanesiyle gelen bir iş makinesinin paletleri altında ezildi. Yanlış yerde, orman yolunda çıkmıştı. Oyalandım tohumunu almakta çünkü dar bir alanda epi topu iki kök bitki vardı. Hakkım yok buna diye diye oyalandım. En sonunda gidip iki tohum kesesini almayı gözüme kestirdim. “Ekeceğim hem, çoğaltacağım seni. Hatta çoğalacağız birlikte.” dedim giderken. Paletin izlerini gördüm önce, gerisini gördüm sonra. Yoldan sıyrılan tüm bitki ve taşlar kenardaki başka bitkilerin üzerine yığılmıştı. Has kaside yoktu yok, kocaman bir boşluk vardı yolda.

Endemik olmasa da dar bir alanda çıkmış olan Binbirdelik otu’nun çiçeklerini toplamaya kıyamamıştım. Bolca tohum atıp çoğalsınlar, öyle dedim. Yol kenarındaydı ama burada toplayıcı yok pek. Bir şey olmaz dedim. Tohumundan alacaktım bugün, ziyaretine gittim, bir baktım tüm bitkiyi kesip götürmüşler. Böyle toplanmaz bir bitki. Böyle toplarsan bir daha zor görürsün yüzünü, her sene daha az görürsün. Sonra gider de gelmez bir daha.

Yola inmeyin ne olur, görünmeyin göze.