yaprakçıklar ve yapraklar

Misk Adaçayı‘nı tanımak çok kolay (Salvia sclarea), çünkü neredeyse çiçek boylarını aşan renkli yaprakçıklara sahip (brakte). Parlak renkler edinerek tozlaştırıcıları çekmek, çiçekleri korumak gibi işleri de üstlenen bu yaprakçıkları Begonvil’lerden çok iyi tanıyoruz. O uçlardaki morlu, pembeli, kırmızılı yaprakçıklar var ya, hani çiçek zannedilir, oysa gösterişsiz ve küçük çiçekleri çevreleyerek bitkiyi böcekler için cazip bir sofra haline getiren ve koruyan yaprakçıklardır. Veya Ihlamur yaprakçıkları, hem meyvelerin rüzgarla dağılmasına yardımcı oluyor hem de özellikle gece tozlaştırma faaliyeti yürüten hayvanları bitkiye çekme görevi üsteniyorlar. Mesela güveleri. Ki yapılan araştırmalar güvelerin, arıların görevlerini tamamladıklarını gösteriyor. Gündüz ekosistemlerine odaklanıyoruz ama kiminin gündüzü gece. Ancak güveler olmasa anlayabileceğimiz bir ortaklık var tozlaştırıcı hayvanlar arasında. Sofralarını daim ve sağlıklı kılmak için yaptıkları bir işbirliği, vardiyalı çalışıyorlar. Bu sayede herkes çalışıyor ve kimsenin karnı aç kalmıyor.

Ama bugün Misk Adaçayı’nın özellikle yapraklarını göstermek istiyorum. Gövdede hemen hemen aynı yerlerden koparılmış yapraklardan küçük olanı, açıkta, güneşin alnında büyüyen bir Misk Adaçayı’na ait. Orta boylusu akşam güneşini görmeyen ama gün ışığını gören bir bakıda büyüyor; bir de yeri görece nemli, kalınca bir taş duvarın dibinde. En büyüğü ise çok nadir güneşi direk görüyor, genelde gün ışığının varlığıyla yetiniyor, bazen yanındaki bitkilerin suyundan içiyor.

Her bitkinin en sevdiği, bağrında kendiliğinden büyüdüğü toprak, iklim, coğrafya. Onlar değişirken elimde üç yaprak, mor ve yeşilden sonra bu sene arsız pembeler edinen yaprakçıklarla birlikte akşam güneşine bakıyoruz.