suyumu dalgalandıran taşlar

Melemez Köyü’nden Hüseyin Bey’in getirdiği otlar “Bitkileri Öğrenmek” üzerine yaptığımız buluşmanın kahramanıydı. Hemen söyleşi ertesi @preserved_slowfood_tarsus hesabı sayesinde ‘papulez, yabani araka, gambilya’ adıyla bilinen bitkinin Baklagiller’den Lathyrus ochrus olduğunu öğrendim. Bir mürdümük türü. Ekildiği söylenmişti ama hala kültür bitkisi değil. Yabani bitkiden alınan tohumların tekrar ekimi bitkinin bir kültür bitkisi olduğunu göstermiyor. Bizim bitkiler’e göre Çatalca-Kocaeli Bölümü, Ergene Bölümü,Orta Karadeniz Bölümü, Asıl Ege Bölümü’nde yayılışı bulunuyor. Bitki gruplarında ise Antalya’dan kayıtlar var. Şu durumda Melemez köyü’ne ya tohum getirildi ve ekildi ya da orada da doğal yayılışı bulunuyor.

Söyleşi yeni söyleşi başlıkları doğurdu; “Tıbbi ve ıtri bitkiler” üzerine mesela. Odağımız olmadığı için bu konuda söyleyebileceklerimi derlemekte zorlandım. Öte yandan böyle de olmak zorundaydı çünkü zaten adının geçmesiyle bir deryaya dalmış olduk. Öyle bir derya ki ilk insan topluluklarındaki sifacılardan başlayıp, lokman hekimleri, oradan bugünün doktorlarını ve tıbbını kapsıyor. Elbette ilaçları da. Sonra toplayıcılığı ve yetiştiriciliği, sıradan insanlar olarak sağlığa yaklaşımımızı. Hani derler ya bu pilav daha çok su kaldırır diye, o cinsten. Kültürhane’de daha sık buluşalım diye konuşmuştuk belki ilk başlığımız bu olur.

Şehir ve kırın ürettiği farklı yaşama biçimlerini vurgularken acaba kantarın topuzunu kaçırdım mı diye meraktaydım. Söyleşi bitiminde sevgili Aysun’un şehirde yetişen bitkiler üzerine düşünmek yazmak istediğini söylemesi kasvetli düşünce bulutlarımı dağıttı. Nerede yaşarsak yaşayalım hayatı görme ve kollama becerisi edinebiliriz. Üstelik yaşadığımız yerin düzenlenişi buna izin vermese de. Kapanmış olan patikaları, asfaltın altında kalan toprağı, doldurulmuş olan dere yataklarını, kurutulmuş bataklıkları, eski ormanın izlerini görelim yeter. Çok teşekkür ederim Aysun.

Sevgili Nilüfer’le (Gattini Taptaze’den tanıyoruz onu) buğdaylar üzerine konuşmak, yerel türler üzerine eğilmenin, onların hikayesini paylaşmanın da ne kadar önemli olduğunu bir kere daha gösterdi. Umarım bu konuda içerik üretebilecek bir gönüllü çıkar. Bir babaannenin torununu severken “orta tarlanın Kunduru buğdayı” deyişi aklıma çakıldı mesela. Kunduru yerel bir buğday türü veya iyi buğdaylara verilen isimmiş. Ama netleşmek zor çünkü hem bitkinin hikayesine hem de tohumuna ulaşma yolları tırnaklarımızla kazmadıkça açılmıyor.

Görsel kaynağı; http://www.freenatureimages.eu/Plants/Flora%20J-N/Lathyrus%20ochrus/index.html

Lathyrus ochrus tanı anahtarı ve ayrıntılı fotoğraflar; https://www.turkiyebitkileri.com/tr/foto%C4%9Fraf-galerisi/view-album/3204.html