paylaşmanın zanaati

Hemen bir düzeltme yapmalı. Sanırım Kasım’da Mersin’de düzenlenecek olan festivallerin en güzel isimlisi Paylaşmanın Sanatı ve Zanaati Festivali’nde paylaşmayı düşündüğüm tohumlardan biri de Haylan kabağı. Hani bir önceki gönderide demişim ya, yerli türler pazarda yer bulamadığı için yok oluyor diye. Hata etmişim halbuki cümleyi şöyle kurmam gerekirmiş; Yerli türler pazarda yer bulamadığı için yok oluyor veya tohumları çok astronomik rakamlara satılıyor. Örneğin Haylan kabağının 35 tane tohumu için bir firma 55 lira fiyat biçmiş. Çünkü ithal tohummuş. Evet Antakya, Kilis, Antep’ten ithal ediliyor. Tohumda bir modifikasyon da yapmış değiller, geleneksel diye satılıyor zaten. Geleneksel olarak tohumu Antakya’lı bir arkadaşımızdan alabiliriz oysa. Yanlış anlaşılmasın tohumlar ucuz olmalı demiyorum, parayla satılmamalı.

İşte Paylaşmanın Sanatı ve Zanaati Festivali’nde bu tohumları ücretsiz paylaşacağız. Yine geçenlerde para kazanmaktan utanmaktan bahsetmiştim. Biraz da bu yüzden. Paylaşmanın zanaatini öğrenmeye meyletmekten. Gönlün oraya kaymasından. Bunun tadının başka hiçbir şeyde olmamasından. Hep birlikte azıcık utansak hiç sorun olmayacak belki.

Neyse bugün ilk hasadımı yaptım. Erken hasat oldu biraz ama öğreniyorum. Normalde yemek fotoğrafları paylaşmaktan hazzetmiyorum ama kabağın hatırına bu da yemeğinden bir kaşık. Festivalde paylaşılacak tohumları güncelledikçe tarifini de yazarım. Yiyenler bir kabak türü üzerine neden bu kadar gevezelik ettiğimi de anlarlar belki.

Şimdilik 120 tohum oldu. Belki sayıları söylemek de bu kadar kolay olmamalı.