mesela

Mesela şu Kızılçam, tek başına büyümeyi bilmiyor. Dağda tek başına bir ardıç görebilirsiniz, ama bir kızılçama rastlamanız zordur. Eğer bir yerlerde duruyorsa tek başına, ormanından edilmiştir.

Kesilmiş ulu çamların kökleri onu beslemeye devam etmese kırıldım kırılacağım diyor. Kolay değil poyraza tek başına göğüs germek. 30’a yakın arkadaşının bir günde, bir poyrazda devriliverdiğini gördü. Bilse böyle olacağını böyle incecik gövdesi, nazlı dallarıyla kalmazdı. Düne kadar yanında yöresinde durup onu kollayan, gövdesine sarılsanız elerinizin kavuşamayacağı ağaçlar vardı. Rüzgârkıranlardı, paylaşanlardı, korunaklardı, dostlardı. Ormanını keresteye sürdüler.

Eğimli bir tepenin düzünde duruyor şimdi. Bir anlamada, bir dinlemede, bir susta bekliyor. Gencecikliğiyle, ip gibiliğiyle, ardından gelen parmak kadar fidelere yol gösterecek. Belki maymunçıkmaz ağacı gibi gövdesinde dikenler büyütecek, belki ardıç gibi yaşamanın bir başına yollarını öğrenecek, tadı acıyacak, gavlağı yenmez olacak. Yine de kuşa, böceğe, insana güneşlik edecek. Rüzgâr onu kırmadan es geçerse, deli dolu bir yağmur önüne katıp bu eğimin toprağını kuru dereye indirmede sakin kalırsa, baharı bu kez gördü, daha da görecek.