macera

Bu saatlerde kuşları dinliyorum. Gidip 10-15 yaşlarında bir kızılçamın tepesine kondu. O kadar hafif ki dal bile eğilmiyor. Hava sıcak, hava durgun. Kim olduklarını anlayabilecek kadar yaklaşamıyorum onlara. Ama aklımda bazı kuş hikayeleri vardı. Çünkü Nisan, çünkü Mayıs. Bir kere Nisan sonu gibi sevgilinin çocukluğunun geçtiği köyde aldık soluğu. İlk gün sabahın 4:30’unda kalktım, kalkmadım da yataktan zıpladım diyelim; gözlerim dışarı fırlamış, kulaklarım dimdik, ürkmüş ve şaşırmış bir halde. Bu halin tarifi, olanın yanında çok sönük kalıyor. Öyle bir kuş sesi yükseliyordu ki gök kubbeden, kuşları gördüm.* Burası Akyayan Gölü’ne çok yakın bir köy. Doğu Toroslar’ın beslediği Ceyhan Nehri’nin denizle buluştuğu, kucaklaştığı, seviştiği yer. Az ilerisinde de, güneye doğru Akyatan Milli Parkı var. İki kuş cenneti.

Kuşun cenneti burası, insanın cenneti neresi?

* Orhan Veli Kanık’ın “Macera” şiirine selamlar.