kimi soğanlar

İki gündür geçen seneden beri peşinde olduğum bir soğan türünü arıyorum. Hatta bitkinin yeni bir tür olma ihtimali ortaya çıkınca soğan örneklerini Ege Üniversitesi’nden Hasan Yıldırım hocamıza göndermiştim. Büyüyebildiklerinde bir cevap almak mümkün olacak. Ama bitkiler insan elinin pek müdahil olmadığı alanlarda öyle güzel saklanıyorlar ki. Belki soğanlı bir bitki hareket edemez ama çevresindeki bitkiler sürekli hareket halinde. Sonra geyikler var, keçiler var derken, ara ki bulasın. Yorgun ve hayal kırıklığına uğramış bir biçimde eve dönüyorum. Bugün hadi dedim, yürüyelim ama aramayalım artık.

Her sene değişen bir manzara. Bitki topluluğuna katılan yeni misafirler. Kısa bir süre konaklayıp gidecek olanlar. Bu senenin hakim bitkisi; Meşe fiği ve Bahçe tacı. Geçen sene Sarı burçak, önceki sene Eşek helvası idi buraların efesi. Bir çekirge kuş ötüşlerinden kaçmak için Teke Sakalı’nın tohumları arasına saklanmış. Kaplan otu dağın tüm arısını başına toplamış. Kaplumbağa’nın biri önce Meşe Fiği’ni sonra Sarı Burçak’ı öyle hızlı yiyor ki.

Orman idaresi, büyümesinden memnun olmadığı alanlarda Kızılçam’ların hakim olabilmesi için çalıların üstünü kuru dallarla örttürdü. Bu kadar değişen, dönüşen, çürüyen, ayrışan, yeniden büyüyen ve çağlayan ve vızıldayan bir topluluğu yönetmeye kalkmak o kadar acınası bir çaba ki. Elbette hiçbir şey istedikleri gibi gitmiyor. Gitmeyecek de.

Bir şey aramadığımda ne çok şey buluyorum. Ve işte, ancak yola haksızlık etmeyince kendini gösteren bir soğan. Yola ışık düşüren soğanı.