kernep değil miymiş?

Haylan kabağı, sıyırma kabak meyve verdi. Hala bir tür su kabağı mı başka bir kabak türü mü anlayamadım. Antakya’da söylendiği adıyla Sıyırma kabak, sofralarımızı süslerdi ama nasıl göründüğü aklımdan uçup gitmiş. Arayıp annemden sıyırma kabak alıp fotoğrafını çekip göndermesini istedim sabah sabah. Sonra dayanamayıp yine aradım

– Anne yoksa bu bir çeşit su kabağı mı?
– Hayır değil, su kabağı farklı???
– Sen su kabağı nedir biliyor musun?
– Nedir?
– Kernep, kernep*
– Ha yok, kernep değil.
– Neye benzeyecek peki büyüyünce?
– Uzayacak, daha çok büyüyecek, tüyleri gidecek, yeşil bir kabak olacak.
– Anne, ben çok meraktayım, yarın hemen gönderin fotoğraflarını olur mu?
– Tamam, ilk iş göndereceğiz.

Sıyırma kabağın peşinde aklıma su kabakları da düştü tabii. The Fall filminin kahramanlarından karnında kuşlar besleyen Mystic gibi, bu sıralar ağzımı açsam kuş çıkacak gibi oluyor. 2014’te çok severek yaptığım iki kuşlu su kabağını paylaşayım dedim de, karnımda kıpırdayan kuşlar çıksın. Tohumdan, kabağa, oradan da kuşa. Bitkiler hareket eder.

*Antakya’da su kabağının isimlerinden biri de kernep’tir. Benim için çok özel bir isimdir. Çünkü babam bize sinirlendiğinde hep “kernep” derdi. Elbette o zaman büyüyüp su kabağı aşığı olacağımı bilmiyordu. Benim Kernep’i işlediğim gibi o da çocukluktan beni işlemiş meğerse.