hüküm

Bu seneki upuzun süren fide ekme macerasından sonra fideleme uğraşını biraz sınırladım. Tohumdan ve çelikten ekilmiş 100’ü aşkın fide bahçeye ekildi, çoktu çok, hala da 8 adaçayı bana bakmakta. Güneş bir açsın.

Geriye kalan tohumların bir kısmını da baharda yapılacak tohum toplarına ayırdım. Şu haliyle İğde, Katır tırnağı, Muşmula, Erguvan, Yalancı akasya, Bayramiç beyazı, İncesap armudu, Çıtlık, Uzuncaburç elması’nın yolunu gözlüyor olacağım. Hem bahçeye hem saksılara ektim. Kışı, tohumdan ekimlerde önerildiği gibi buzdolabında soğuklayarak değil bahçede geçirecekler. Yüzümüze çarpan, iliklerimizi donduran soğuğu ve çoğunlukla da içimizi ısıtan Akdeniz’in kış güneşini birlikte karşılayacağız.

Nazım ‘bir ağaç gibi’ derken hiç ağaç olmayı düşünmüş müdür, yoksa sadece ağacın, o dik, o emin, o ejderha, o sevgili görüntüsüne midir bu methiye, bilmem. Ama eğer düşünseydi, bir düşünün ağaç olmayı. Gel ve hiç utanmadan, hiç sıkılmadan değiştir bu bahçeyi. Bahçe cılız, bahçe aç. Kaya direnirse yar yüzünü, köklerini o yarıklara uzata uzata ara toprağı; can vereni, hemen aşağıda, az var daha. Dallarında, gitmeyi bilen, en hafif sevgililerini ağırla. Tepe tacın yapraksızken bile bir vaad gibi bölsün gökyüzünü. Yaşa, yaşat da, hükmün sürsün. Gönülden bağlıyım o hükme.