güzelce

Anlatacak o kadar çok bitki var ki, bazen dilim kuruyor. Sözler suyu çekilmiş nehirlere benziyor. Sonra okuyup diyorum ki haksızlık etmişim O’na. Her birini görmemle birlikte bana çarpan yeli, dile dökmeyi öğreniyorum bir yandan. Bitkinin dalı, çiçeği, tohumu, bunu herkes görebilir, öğrenebilir. Bunların dile gelmesine bile gerek yok belki. Ama o hülyalı görünüş, her birimize ayrı parlayan. İlk aklımızın içimize ektiği, yeşermek için ışık arayan, su arayan tohum gibi.

Bu da Güzelce (Lamium orientale). Güzelce, suyun çekilmesine izin vermiyor, anlatacaksan güzelce anlat beni diyor. Öyle olsun, soğuk günlerimin örtüsü; görünce seni, yapraklarının altında esen rüzgâr olmayı dilediğimi söylerim dinleyene. Belki de bu, orman kesildiğinde, açlıkla toprağın uyanmasını bekliyorken karşılaşmamızdandır. Bana göz kırpınca umutlandım hayattan. Üstelik biliyorsun, umut az.