gözcü

Akdeniz, iklim krizinin etkileriyle en önce yüzleşecek yerlerden biri. Türkiye’nin en Akdenizli ucu gözcü oluyor. Gözcüden haberler; tohumdan, sulamamak üzere ektiğim ağaçlar, otlar, çalılar sadece merhaba deyip kurudu. Temmuz-Ağustos arasında sararması gereken otlar sarardı. Türüne göre en az iki, en çok dört kez derebildiğim tıbbi bitkileri sadece bir kez derebildim. Bitkiler kuraklık stresi göstermeye başladı. Normalde 1.70 boyuna ulaşan rezene acınacak durumda. Kuraklık dönemlerinde gövdeden kısıp kök gelişimini artırarak su/nem arıyorlar. Haziranda derilecek olan buğdaylar susadı.

Bu bölgede tarım yapanların kullandığı Sulama Birliği’nden üyelere gönderilen mesajda, “Su çok az, idareli kullanın” denmiş. Bu yaz içme suyuna bile ulaşamayabiliriz. Eğer bahçedeki kuyuda su biriktirebilseydik, bütün kış ve bahar boyunca biriktirdiğimiz su çoktan bitmiş olurdu. Dün meteorolojinin yaptığı açıklamaya göre; Türkiye’nin güney yarısında “şiddetli”, “çok şiddetli”, “olağanüstü” kuraklık görülüyor. Musluktan su aktığı müddetçe sorun yok dönemi, “the end”. Eğer tüm bitkiler sulamayla yaşatılabilecekse, bu, kalan suyun da çok daha kısa zamanda dibini göreceğimiz anlamına geliyor.

Uzun süredir durum istikrarlı bir biçimde kötüleşiyor. Artık sulama yaparak yiyeceğimizi yetiştirme lüksünden feragat etmek, çözüm geliştirmek zorundayız. Birçok öğüt verilmesine hatta baskıya varan yönlendirmeler yapılmasına rağmen kaynak değil rezerv olan yeraltı sularını çıkarıp bahçeyi sulamayı hiç düşünmedik. Geleceğimizin kuraklık olduğunu bildiğimiz için bahçeye su ihtiyacı en az veya hiç olmayan bitkiler ekmiş, burada yaşayanların varlığını korumuştuk. Genellikle doğal yayılışı olan tıbbi ve ıtri bitkiler, yaban yemişleri, tahrip edilmiş maki alanlarında (gariglerde) bile yaşayabilen çalılar; kokar sedef otu, katır tırnağı, keçiboğan, boyacı sumağı, sandal, mahlep, keçi boynuzu, mamık, defne, çıtlık, alıç, muşmula, domuz eriği, menengiç, sumak, kocayemiş, erguvan, vb. Bunun dışında yine su ihtiyacı az olan badem, ceviz, asma, incir, zeytin, vişne, mürdüm eriği, nar vb. ekili kültür ağaçlarını oluşturuyor. Ağaçların kök çevresi dışında taç hizasına kadar malçlama yapıyoruz. Ağaca komşu, altı derin gölgeli tıbbi ve ıtri bitkiler, azotunu paylaşan çalılar ekiyoruz.

Sulamayı damlama yöntemiyle ayda bir veriyoruz. Bu, bitkilerin sulamaya alışma davranışı geliştirmesini engelliyor. Evet bitkiler yavaş büyüyor ama belirsiz bir tarihte olabilecek/olan krizlere daha hazırlıklılar.

Almayı düşündüğümüz diğer önlemler;
– Köklerin önce bir yarısını sonra diğer yarısını damlamayla sulayacak şekilde sistemi revize etmek. Bitkinin suyu daha idareli kullanmasını sağlıyor.
– Ağaçların ve çalıların etrafını konik biçiminde geniş olarak açmak. (Yan yüzeylerde biriken nemi/buharı yakalayıp köke yönlendirmek amacıyla.)

Yukarıya kaydır