eşikler

İlk önce sadece bu coğrafyada gezebileceğimi, buranın bitkilerini tanıyabileceğimi sanıyordum. Bir çağrı nelere kadir. Başka bir coğrafyaya gitsem sudan çıkmış balığa dönerim diyordum ama durum o kadar fena değilmiş. Kendimle konuşurken diyorum ki galiba bir yerden sonra açılan bir kapı var. Bilemem diye başlayıp ne olduğu kestiriveriyorum, bitkinin. Türünü olmasa bile cinsini. Uzmanlık dili bitkilerle aramıza aşılamaz sandığımız mesafeler dikse de görüp durmakmış mesele. Neye baktığınmış. Bakmayı sevdiğine sürekli bakmakmış, onca kalabalık arasında gözün onu seçmesi, uzun zamandır görmediğin bir dostunu görmüş gibi sarılmasıymış.

Gönlümce, dura baka gezemedim ama yabanın kurumuş çiçekleri arasında bir de bu güzele takıldı gözüm. Bayramiç, Beşik köyünden bir boz ot türü. Sanırım Marrubium peregrinum (Yabani derme). Boz ot türlerinin çiçekleri çok tipik. Burada gördüğüm kardeşlerinden biliyorum. Ballıbabagiller’in diğer üyelerinin bir çoğu gibi tüylü, kadifemsi yapraklı. Çiçekler sap üzerinde dairesel kümeler halinde. Yaprakların kenarı tırtıklı, kısa saplı, “lanceolate” yapraklı (dardan genişe sonra tekrar dara) Çiçekli dallar birbirinden ayrık ve çok dallı. Yanık ve derin bir kokuları var. Bildiniz mi ?

Fotoğraf berbat ve üstelik bir tane. Kafam boş değildi, oradayken. Tıka basa dolmuştu. Dolayısıyla şimdi dostuma vefasızlık etmiş gibi hissediyorum kendimi. Ama belki biri bulur sarılır değil mi?