doğrarken aşk, yerken meşk

Mor havuç çocukluğumun beni şaşkına düşüren sebzesi. Annem mor havuçlu pilavı çok sever. Evde ne zaman pişse bütün pirinç tanelerini kendi rengine boyamasını hayranlıkla izlerdim. Antakya, Adana, Mersin hattından ayrılınca geri kalan coğrafyanın mor havuçtan habersiz olduğunu görmek ne üzmüştü. Artık öyle değil neyse ki. Bugün hem tohumunu aldım hem de başrolü mor havucun üstlendiği bir pilav yaptım. Enine ve boyuna mor havuç. Doğrarken aşk, yerken meşk. Tarif şöyle; ince mor havuçlar ince ince, kalın olanlar önce bölünüp sonra incecik doğranır. Çok az suyla sertliği geçinceye kadar haşlanır. Üzerine damak tadına göre sarımsak ve soğan doğranır -ben ikisinde de abrayı kaçırmayı seviyorum- zeytinyağında çevrilerek, havucun suyu çekene kadar, malzemeler hemhal edilir. En son pirinci ve suyu eklenip pişmeye bırakılır. Pilav değil de renk yenir sonra. Dudaklar mora kesene kadar.

Yerel tohumlar çok yaşasın.