bit yeniği

3B 1K (Bit, bakla, bitkiler ve karınca)

Bitlerle ortakyaşam (mutualizm) ilişkisi geliştiren karıncalar baklaların doğru dürüst meyve veremeden birer bit anıtına dönüşmesine sebep oldu. Bitler kendi başlarına hareket edebilse de görünmeye başlamalarıyla karıncaların yanlarında bitmesi bir oluyor. Bitlerin muhafızlığını yapıyor ve bit kolonilerini başka bitkilere taşıyorlar. Dolayısıyla başlarında karınca olan koloniler daha istilacı oluyor. Lütfen doğruyu söyleyelim; aslında istilacı olan benim. 3 metre boyunda 1 metre eninde bir yatağa sırf bakla ekersen olacağı bu. Bakla bitine ve karıncalara sofra kurup davet ediyorum, onlar da kibarlıklarından kabul ediyorlar, o kadar.

Oysa bakla tohumlarını birer tohum topunun içine sıkıştırıp saçsam, karıncanın, iki birbirinden uzak baklaya bitleri taşımak konusunda bu kadar istekli olmayacağından eminim. Örneğin ağacın odunsu gövdesi boyunca tırmanıp taze sürgünlere bit taşımaları için ancak bahçede hiç ot olmaması gerekiyor. Enerji harcamak her canlı için çok maliyetli; onca yolu gidip gelmek yediğini yakmak demek. Veya dağ taş inip çıkmamak için otoyol olarak su borumuzu kullanmalarına ne demeli? Dinozorlarla birlikte yaşayıp bugüne kadar gelebilen bir canlıdan bahsediyoruz. Karınca değil karıncaaaaaaaaaaa yani. Yapabileceğim tek şey önünde saygıyla eğilip kabuğuma çekilmek oluyor.

Bazen ben de içimdeki insana yenilip bahçenin %2’lik bir kısmını biçmeye kalkıyor sonra acıdan kıvranıyorum. Sadece bitler ve karıncalar değil salyangozlar da otları biçilen bahçelerde ekili bitkilerin başına toplanıyor çünkü. Biraz pahalı da olsa istenmeyen ot sorununu malçla çözmeye çalışmak varken bu defa kolaya kaçmanın maliyetini ödüyoruz. Eğer malç yapılamıyorsa otlar sararana kadar bekleyip biçmemek bile işe yarıyor. En azından tazecik fideler, sürgünler o vakte kadar büyüyüp tehlikeleri savuşturabilecek kıvama geliyor.

Bir tür Kuzu kulağı “Ekşimek” üzerinde (Rumex pulcher) bitlere muhafızlık eden karınca. Fotoğrafı çekerken sinirli sinirli yaprak üzerinde gidip geliyor beni tehdit ediyordu.

Baklaları sökünce ilk önce kedilerin yemeklerine sulandılar. Hemen bostanın yanındaki pencerenin önünden açık büfe kahvaltı, sonra ara sıcak, tatlı yok mu tatlı? Baktık olacak gibi değil, yemekleri suyun içine koyduk. Bu defa bahçede yaşayan Kuzu kulağı türü bir bitkinin “Ekşimek” (Rumex pulcher) üzerindeki bitlere göz kulak olmaya başladılar. Bakla bitleri, çıkardıkları şekerli sıvıyı karıncaların yemesi karşılığında koruma, dağıtım ve yumurtaları için güvenli barınaklar elde ediyorlar. Karıncalar yumurtaları yuvasına götürüyor ve zamanı geldiğinde bitkilere taşıyor. Bitin bu şekerli sıvıları çıkarabilmesi için karıncanın dokunarak uyarması gerekiyor. Bu yüzden bit sağma deniliyor bu işleme. Çıkan sıvıya da süt veya bal (eksüda) adını uygun görmüşüz. İnsanın hayvancılık uğraşına benzetilmiş karıncanın davranışları.

Yine de kolaycılığa düşüp hemen insana benzetmeyelim, konu daha karmaşık. Çok çok eski bir ilişkiden bahsediyoruz. Her ne kadar karıncaları insana benzetme lobisi mola vermeden çalışsa da “Flaş, flaş! karıncalar da köleleştiriyor!” henüz ortada suçlarımızı hafifletecek denli büyük kanıtlar yok. Gördüklerimiz de göremediklerimiz yanında devede kulak kalıyor. Araştırmalara göre karıncalarla bitler arasında önce bir av-avcı ilişkisi varken zamanla bu bir ortak yaşam ilişkisine dönüşmüş. Bitler beni yeme sana bal vereyim demiş olmalı. Ancak bazen karıncalar kantarın topuzunu kaçırıp bitlerin kanatlarını yırtarak veya çeşitli kimyasallar salgılayarak uçup gitmelerini de engelleyebiliyor.

Öte yandan karıncalarla ortaklık kuran sadece bitler değil, bitkiler de. Yabani bakla (Vicia sativa) örneğinde olduğu gibi birçok bitki, korunma ve tohum dağıtımı gibi işler için karıncalardan medet umuyor. Karıncaların pek sevdiği şekerli nektarları bitkiler de salgılıyorlar. Nektar bezleri, kimi bitkide çiçekte, kiminde gövde/yaprak/kök üzerinde olabiliyor. Yabani bakla’da yaprakçıklar üzerinde bulunuyordu. Çiçekte bulunan nektar bezlerinin ana amacı tozlaşma iken çiçek dışı nektar bezlerini (Ekstra floral nektaryum) bulunduran 4000’den fazla bitki türü Karınca bitkileri (Myrmecophyte) olarak adlandırılıyor.

Yabani bakla (Vicia sativa) yaprakçıkları üzerindeki kahverengi yuvarlak bezeler Ekstra floral nektaryum’u gösteriyor.

Karıncalar için ekstra besin depolarını tohumlarına iliştiren bitkiler de var. 11 binden fazla bitki türünde bulunan elayzom/karankula adını verdiğimiz bu yapılar sayesinde karınca tohumu yuvasına taşıyor. Hediyesini yiyip, önümüzdeki bahar büyümek üzere, tohumu, gübreli, havalandırılmış mis gibi yuvasında bırakıyor veya unutuyor. Her canlının aynı zamanda bir ekici olmasının bu kadar dolaysız sebepleri var. Ne oldu da tohumları gömmeyi savsakladı, unuttu, insan; işte o hikaye bu kadar berrak değil.

Bitkilerle karıncalar arasındaki yaygın ortaklık biçimlerinden biri de yuvalanma (domotia) adı verilen, 700 bitki türünde kaydedilen özel yapılar. Örneğin bir Akasya türü (Acacia drepanolobium) filler tarafından yenilmeyi engellemek için karıncalara yuva sağladığı gibi şekerce zengin bir nektar da üreterek misafirperverliğini gösteriyor. Fillerin karıncalardan korktuğu masalı tamamen gerçek 😉 Üstelik hancı, karıncalar olmasa daha çabuk ve keyifle büyüyebilecekken karıncalarla eyleşmeye devam ediyor. Yavaş büyümek bir fil tarafından son yaprağına kadar yenmekten daha iyidir ne de olsa.

Akasya üzerinde domotia yapısını yani bir karınca yuvasını gösteriyor. Görsel kaynağı: https://www.researchgate.net/figure/Mutualistic-relationship-in-ant-acacia-system_fig1_312320373

Belki de yuvasına duyduğu minnetten bitkilerin hamisi olmaya soyunmuştur Karınca. Yuva dünya da olabilir bir ağaç da. Güney Amerika’daki Amazon ormanlarında yaşayan Myrmelachista schumanni türü karıncalar kovuklarında yaşadıkları Duroia hirsuta ağaçlarının bekçiliğini yapıyor. Bu alanlarda başka hiçbir bitkinin yetişmesine izin vermiyorlar. Yuvasını tanıyor, seviyor, sahipleniyor karınca. Bu hamiliğin kültür bitkileri söz konusu olduğunda çalışmaması karıncaların sorunu değil tabii.

Geçen sene Yabani bakla’da da bit vardı ama eser miktarda. Bu sene Yabani bakla nüfusu ve dolayısıyla nektar da artmasına rağmen karıncalar kültür baklası üzerindeki bitleri sağmayı tercih etti. Ve baklaları sökünce bitlerini Yabani bakla’ya taşımadılar. Bunun olası sebebi Yabani Bakla’nın meyveye durmuş/durmak üzere olması. Bitler taze dalları seviyor. Eğer kültür baklanızı korumak istiyorsanız, bitler uyanmadan önce çiçek ve meyve olgunlaşacak şekilde ekim yapmalısınız. Doğu Akdeniz için Kasım başı uygun olur. Ben sonuna sarkmıştım. Yani ne kadar erken ekerseniz o kadar iyi. Aynı zamanda kolonilerin daha fazla yayılmasını engellemek için baklanın tepe filizlerini koparabilirsiniz. Hem de bu filizler çıtır çıtır yeniyor. *

Tüm bunlarla birlikte büyük ihtimalle kültür baklasının anasının da bir korunma/savuşturma/ödül mekanizması vardı. Daha iri meyveler uğruna arada kaynayıp gitti. Çünkü insan bir şeye dikiyor gözünü, o şeyi iyileştirmeye çalışıyor. Meyve daha az çekirdekli, daha tatlı, daha iri olsun, aynı zamanda çiçek açıp meyveye dursun diye çalışırken neleri yok ettiğini bilmiyor. Bir ilişkiler ağı değil, al gülüm ver gülüm dünyası insanınki. Zaten bu ilişkileri sezebilse, o astığım astık, kestiğim kestik kibirinden de soyunabilecek. Dünya dönüyor, enikleyen vişne çiçekte, durmuyor ki dere.

*Sevgili İlknur Urkun Kelso’ya önerisi için teşekkür ederim. Gerçekten işe yarıyor. (@ilknurkun)

Blogda bu ilişkiye değinen diğer yazılar;

http://yaziyaban.com/karincanin-figi
http://yaziyaban.com/ruzgarin-tasidigi-karincanin-ektigi
http://yaziyaban.com/bir-dev
http://yaziyaban.com/yasadigimiz-cografya
http://yaziyaban.com/karincanin-hiziyla