bir çırağın meziyeti – söyleşi

9 Mart Salı akşamı İZDOF’un (İzmir Doğa Fotoğrafçıları) düzenlediği bir söyleşimiz olacak. Fotoğraflar eşliğinde kıra göç; nedeni ve nasılı, yeni bir yaşamın hiç bitmeyecek inşası, yaşadığım coğrafya, bitkileri tanımak ve fotoğraflamak üzerine söyleşeceğiz.

Varsa sorularınızla gelirseniz ne güzel olur. Muhabbet ederiz; koyu koyu.

İzdof bir grup fotoğrafçı tarafından 2007’de İzmir’de kurulmuş. Faaliyetlerini şöyle tanımlıyorlar; “Yeryüzündeki canlı cansız her türlü varlığın; kuşların, kelebeklerin, böceklerin, bitkilerin, sualtı dünyasının, kendi yaşam alanlarında belgelenmesi için fotoğrafın tüm teknik ve estetik değerlerini üst düzey bir yaklaşımla görüntüleyerek; yurt içi, yurt dışı sergilerle, yaptıkları fotoğraf gösterileri ve videolarla çalışmalarını tüm insanlıkla paylaşmak, toplumların duyarlılığını artırarak “farkındalık yaratmak” temel amaçlarını oluşturmaktadır. Yeryüzünün ve İnsanlığın ortak mirası olan; doğal, tarihi ve kültürel değerlerin korunması bilinciyle hareket eden İZDOF üyeleri, faaliyetlerini İzmir merkezli olmak üzere ülkemizin değişik bölgelerinde sürdürmektedirler.”

@izdofofficial
https://www.facebook.com/izdof

9 Mart 2021 Salı
Saat:20:30
Zoom Meeting ID: 723 914 1438
Pass-code: izdof

Etkinlik Zoom üzerinden yapılacak, aynı zamanda İzdof youtube kanalından canlı olarak izlenebilir; https://www.youtube.com/channel/UCdA0hM4wBpcCMIHQRs3tmBA


9 Mart 2021

İzdof’la yapacağımız söyleşiye katılmak isteyenler için son hatırlatma. Etkinlik bugün saat 20:30’da. Nelerden konuşacağız; azıcık başa sarıp kıra göç öncesi neler olduğundan;”sevdiğin işi yap, yaptığın işi sev” düsturunu deşerek yaptığımız işlerden, işyerinde anlam aramaktan, çalışma acısından, bir yuva var mı ve neresi, arayış, kıra yolculuk ve seçimlerden, yapmaktan; mesela taş arası derz sıva… Şaka şaka bu sonuncusu sadece yapıcı olmayı öğrenmekle ilgili küçük bir detay. Soran olursa anlatırım o ayrı 😉 Söyleşinin çoğunu, yaşadığım coğrafya ve uyandırdığı dünyalar, Yazı Yaban macerası, tohumlar, bitkileri fotoğraflama ve tanıma yollarına ayırmayı düşünüyorum. Neyin üzerinde ne kadar duracağımızı hem zaman hem de katılımınız belirleyecek.

İşlerden güçlerden konuşurken şu sözleri tamamıyla aktaramayacağım büyük ihtimal. Burada dursun isterim; “Aptalca gelebilir ama fabrika hayallerinin gerçekleşmesini sağlamıyor. Asla ‘gün boyunca bir plakanın üzerine delikler açıyorum’ demezsin. ‘Bu harika’ kimse böyle düşünmez. Ama hayat öyle. Her gün oraya gitmek çok zor. Fabrikadaki ilk günümde, herkesi yağ içindeki mavi elbiseleriyle gürültülü makinalara yaslanmış gördüğümde kendi kendime, burası cehennem, dedim.”

İnsan Kaynakları (Ressources humanies) filminden bir replik.


10 Mart 2021

İzdof’la söyleşimizi yaptık. Böyle bir ortam sağladıkları için Adil Alpkocak başta olmak üzere herkese çok teşekkür ederim.

Görünmez Kentler’de Italo Calvino, Marco Polo’suna şöyle dedirtir;

“Ben konuşur, konuşurum,” der Marco, ama beni dinleyen duymak istediğini duyar yalnızca. Senin heyecanla kulak kabarttığın dünya başka, kendi sokaklarıma döndüğümde hamal ve gondolcuların arasında dolaşacak hikayeler başka olacak, eğer Cenevizli korsanlara esir düşüp macera romanları kaleme alan bir yazıcıyla aynı hücrede zincire vurulursam, geç yaşta ona yazdıracağım dünya ise bambaşka olacak. Anlatıya yön veren şey, ses değil kulaktır.”

Katılan, dinleyen, soru soran herkese çok teşekkür ederim. Şu hikayenin aklıma gelivermesini sağlayan soru için ise şükran duyuyorum;

“Gündelikçi olarak limon toplamaya gitmiştim. Bize alt dallardaki meyveleri toplamamız söylendi. Dererken yorulup bir ağacın dibine çöktüm, sigaramı içerken tepe dallardan birinde parıldayan kocaman bir limon gördüm, uzanıp aldım. Allah, kıyamet koptu. Neymiş efendim, yüksek dallar derilmeyecekmiş. Şimdi adama anlatamazsın o limon çok güzeldi diye. Bende bıraktım işi. Böyle iş mi olur?”

Dinlemek isteyenler için kayıt şurada; https://www.youtube.com/watch?v=ndKhY7WLjag&t

İzdof web sitesi: https://www.izdof.org/yazi-yaban-esra-guven-bir-ciragin-meziyeti/

Düzeltme: Söyleşi sırasında bir iki hatam olmuş onları düzeltmek isterim.
1) Sansar değil Gelincik olmalıydı.
2) Zaten yeterince yanlış bilinen hibrit tohum konusuna bir yanlış daha eklemek istemem; Hibrit tohumlar da tohum verirler ancak daha geç verebilir veya çok az meyve yapabilirler. Bu tohum yeniden ekildiğinde de ilk tohumdan çıkan bitkiye benzeyeceklerinin, bekleneni onun kadar karşılayabileceğinin bir garantisi yoktur. Kökenindeki bitkilerden herhangi birine çekebilirler.
3) Nehirler suyun kenarına kurulmaz, şehirler kurulur.