keşirin sureti

Hem ben Yazı yaban’ı hem de Yazı yaban beni dönüştürüyor. Geçen seneye kadar yerel bostan bitkileriyle uğraşmayı düşünmüyordum. Gönüllüsü daha çok olduğundan, küçücük bostanıma küçücük çeşitte ve miktarda bitkiler ekebildiğimden. Gelin görün ki, istemesem de o kadar çok yerel tohum elime sıkıştırıldı ki, dağıtmamak, ekmemek sorumsuzluk olurdu. Bir de yerel çeşitler atlası var tabii. Oraya […]

doruğu armut

Her pazar yeri aynı zamanda bir keşif yeri. Özellikle tarım alanlarıyla iç içe geçmiş yerler için. Bu pazar bir kış armuduyla karşılaştım. Yetiştiği yer olan Gülnar’da ‘kış armudu’ deniyormuş ama pazara geldiği Silifke’de “Gülnar armudu” adıyla satılıyor. Gülnar’ın en eski armutlarındanmış. Yamru yumru, iri, sulu, leziz bir aromaya sahip. Leziz deyip geçiyorum ama tarif edemediğimden. […]

bir daha hiç

Bir daha hiç göremeyeceğimi bilsem başında beklerdim. Bu cümleyi o kadar fazla bitki için kurdum ki. Yerin yüzü sürekli değişiyor. Çivit otu, Ballıbaba, Mor çiçek, Nevruz otu, Kumacık otu, Livar otu hep gitti. Değişime, dönüşüme amenna. Ama nasıl gitti Gölge Andız Otu (Inula conyzae)? Bir kök bitki, binlerce tohum yapacak gibiydi. Yanına, yöresine baktım. Dağı […]

Gerçek dikenler

Ana dilimi delicesine seviyorum. Onu korumak, zenginleştirmek için yazmaktan veya güzel bir şekilde konuşmaya çalışmaktan daha iyi bir yol bilmiyorum. İkincisi konusunda teklesem de. Buna bitkilerle kurmaya çalıştığım iletişim de sebep oldu. Garip mi bilmem ama gerçek; bitkilerle başbaşa kaldıkça, insanlarla konuşmayı unuttum, unutuyorum. Yazı yaban da bu oluşu, olamayışı anlatmak için var; bitkiler hakkında, […]

çürüyen etimde bir çiçek

Bir çalının kökünde, küçük bir düzlükte, iki kayanın arasında, bir taşın duldasında, çürüyenin yanıbaşında sereserpe güneşleniyorlar. Gelen baharın, toprakta biriken nemin tadını çıkararak. Bu çiçek de Ak navruz’la aynı dönemde sarılarını gösteren Yel Çiğdemi (Crocus graveolens). İlk karşılaştığımda “Taç yaprakların kokusu Negro gibi” şeklinde bir tarif verilmişti bana. Hani şu bisküvi var ya, onun kokusunda. […]

adlar ve ötesindekiler

Bu bizim koyduğumuz ad; Öter ardıç kuşu. Kuşun haberi yok. Yine de adı bilmek, adını koyabilmek bir engeli aşmaya benziyor. Gerisi çorap söküğü gibi geliyor. Tıpkı bitkilerde olduğu gibi. Adı bilmek, daha önce bu kuşa, bitkiye bakmış her bir insanın bilgisini, görgüsünü heybeye katabilmek demek, eğer ulaşabiliyorsak. Heybe dolunca kurulan ilişki de değişiyor; ne yer, […]

bu dölek senin olsun

Kıyıp da soğanlarına bakamamıştım, Morbaş’ın. Aslında toprak üstü gövdesi kuruduktan sonra bitkiye zarar vermeden çıkarmak mümkün, zaten yazı ve sonbaharı uykuda geçiriyor, ilkbahara doğru uyanmaya başlıyorlar. Ancak yetiştikleri yeri unutmamak, hatta işaretlemek kaydıyla. Bunu erteledim, bu arada da yeterince çoğalmalarını bekledim. Tanıştığımız günden bu yana 6 sene geçti böylece. Nüfusları her bahar katlanarak arttı. Bahçede […]

kırkbatıran iğneliyor kırk yerimi

Kırkbatıran’la , Kuş kirazı’yla tanıştığım gün rastlaştık. Genelde kendimi dinler, incitmemeye, yormamaya gayret eder, gerek olursa bedenimi iyileştiririm. Kötü alışkanlıklarım, kaçamaklarım var yine de. Onlara müsammaham da. İyi veya kötü bu yöntemlerin işe yaramadığı bir gündü ve tıbbi destek almam gerekmişti. O gün, iki, çok değerli ve tam da şikayetlerimle ilgili bitkiyle karşılaşmam bir tesadüf […]

hatmi’ye inanıyorum

Geçen seneye kadar pencerelerimiz naylondu. Hayal perdesiydi. İçeriden dışarısı görünmüyordu ama akşam dışarıdan içeriye baktığında pencereye oturmuş bir kedi seni alıp başka bir diyara götürebiliyordu. Sırf bu diyarda biraz daha kalayım diye soğuktan donduğum bakidir. Sonra dışarısı daha fazla giriyordu içeriye. Naylon mu takar Silifke’nin rüzgârı. Saatte 60km diyorum, hooop…Patlatır naylonu ve bir bakmışsın başının […]

kuş anı

Bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama kuşlar zamanla güveniyor. Bu araziden hiç silah sıkılmadı sayılır. Bir kere komşunun buğdayını domuzlardan korumak için emanet ettiği tüfekle havaya kurşun atmıştık. Bunu da bir daha yapmayalım dedik. Köpeklerin sesi, tüfekten daha çok işe yarıyor, o ayrı. Meyvelerin de birçoğunu dalında bırakıyoruz. Veya dökülmüş oluyorlar çalının dibine. Hadi adını […]